DOLU DOLU BİR EYLÜL&EKİM

 

    Merhabalaaaar,

    Ufak bir açıklama ile başlayalım, blog yazıları artık 2 ayda bir mi oldu? Hayır. Yani öyle bir hedefle yola çıkmadım açıkçası. Ama doygun bir yazı elde edecek içerikleri maalesef ancak 2 3 ayda toplayabiliyorum son zamanlardaki hayat akışımda. Kısacık, tadı damakta yazılar beni pek mutlu etmiyor maalesef, istiyorum ki vakit ayırıp bu yazıyı okuyan herkes farklı başlıklarda güzel içerikler bulabilsin.

    Ekim ayı baya bereketli idi aslında, sırf Ekim'den bile güzel içerik çıkardı. Ama Eylül'ün birazcık eksikliği olunca yanına eklemlenerek geldi yine. Umarım bundan sonraki aylarda her ay benim için o kadar tatmin edici geçsin ki, ben de sizler için her ay güzel yazılar üretebileyim 🍀

    Bu yazıda bool boool kitap var, film, tiyatro, belgesel var, gezi var, bir sürü de yeni müzik var elbette. Hadi başlayalım 🎉

NELER OKUDUM?

  • Michael Herrason - Lucid Rüyalar: Lucid rüya, rüyada olduğunun farkında olunan ve rüyanın kontrol edilebildiği rüya olarak tanımlanabilir. Son zamanlarda pek olmasa da hayatımın bir döneminde yaşadığım bir deneyimdi. Birinden kaçarken rüyada olduğumu fark edip uyanmalıyım deyip uyanma deneyimim var. Onun dışında rüyamda 2 3 seçenek arasından seçim yapıp rüyanın ona göre şekillenmesi gibi deneyimlerim de var. O dönem ufak bir Google araştırması yapıp adını öğrenmiş ama pek detaya inmemiştim. Böyle bir kitabı yeni çıkanlar listesinde görünce belki sebepleri öğrenir, anlamlandırırım diye aldım ama tatmin edici bir eser değil. Kitap çok tekrara düşüyor, hatta editöryel bir hata olarak cidden aynı başlığın tekrar yazılmış olması gibi sıkıntılar da mevcut. Onun dışında konu hep çok yüzeysel geçilmiş. En sağlam çıkarımım sanırım rüyaların en çok görüldüğü evre olan REM evresinde uzun kalma ile ilgili olduğu. Ben de derin uykuya geçmekte zorlanan bir insan olarak (akıllı saatim bile hep bu sebepten uyku puanımı kırıyor😴) sanırım o evrede uzun kalınca deneyimledim. Ayrıca REM evresinde iken uyanıp kısa bir süre sonra tekrar uyumak da bu rüyalara sebep olabiliyormuş. Ben de gece sık uyanan bir insan olduğum için belki bu da tetikleyici olabilir. Ama kitapta beni en çok şaşırtan insanların bunu bile isteye deneyimlemek için çaba göstermesi (kitapta neler yapılmalı diye öneriler var). Oysa ben çabasız yaşadığım deneyimleri anlamlandırmak için almıştım. Anlattığım üzere kitap 87 sayfa ve yüzeysel ama bu çıkarımım dışında kitapta bu konunun disiplinler arası olduğu, lucid rüyaların sanatsal üretime katkı sağlayabileceği, bilinç ve bilinçaltını algılamaya yardımcı olabileceği, bir uzman yardımı ile korkuları yenmeye fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Yine kitapta farklı kültürlerde farklı hususlar bulunsa da lucid rüyanın evrensel olduğundan bahsediliyor (başka bir yüzyılda olsam kabilede bilge ilân edilebilirmişim). Ayrıca lucid rüyanın uyku bozuklukları, hayal gücü, astral seyahat, sanal gerçeklik, kuantum fiziği, transandantal meditasyon, psikanaliz gibi diğer kavramlarla benzerlik ve farklılıkları (maalesef yine yüzeysel olarak) açıklanıyor. Kitap beni memnun etmediği için pek önerim değil açıkçası, ancak bu konuda daha kaliteli bir kaynak bulma arayışım devam edecek.
  • A. A. Milne - Winnie The Pooh serisi: Kabalcı Yayınlarından çıkan bu 4 kitaplık serinin ilk iki kitabı çizgi filmlerinden de aşina olduğumuz Pooh ve arkadaşlarının yazarın oğlu olan Christopher Robin ile maceralarını anlatıyor. 3. ve 4. kitap ise yine yazarın çocuk şiirlerinden oluşuyor. Bence bazen biz yetişkinler dönüp çocuk kitapları okumalıyız, tam da ilk alıntının bahsettiği sebepten...
          "Bir zamanlar biliyorduk, ama artık unutmuşuz."

          "Kimi zaman üzgün bir şekilde, 'Neden?' diye düşünürdü kendi kendine. Bazen, 'Ne için?', bazen de 'Ne oldu da böyle oldu?' diye düşünürdü. Kimi zaman da ne düşündüğünü pek bilmezdi."

          "Böyle konuşmak ne kadar da güzel olurdu, ama sel gibi böyle heyecan verici bir şey bile, biriyle paylaşamadığınızda pek de bir işe yaramıyordu."

          "Ama onunla işin olsa da olmasa da bir eşinin-dostunun nerede olduğunu bilmek her zaman yararlıdır."

         "Şiirler ve mırıltılar bulunmazlar, onlar sizi bulurlar. Bu nedenle tüm yapabileceğiniz onların sizi bulabileceği bir yere gitmektir."
  • James Norbury - Büyük Panda ve Küçük Ejderha: Canım Ezgi Hoşcan'ın bebekleri, bizim de bebeklerimiz oldu. Muhteşem çizimleri ve Buda felsefesine yakın anlatımı ile beni sardı sarmaladı; sırtıma battaniye, elime kahve verdi.
    "Bu kitap yolunu kaybeden herkese ithaf edilmiştir."

    "İlk tanışmanın seni nerelere götürebileceğini asla bilemezsin."

    "Hatalar, denediğin anlamına gelir."

    "Hiçbir şey yapmadan geçirilen zaman boşa harcanmış değildir."

    "Eğer başkaları için mutluluk ararsan kendin için de bulabilirsin."

    "Sonbahar, doğanın bize bazı vedaların ne kadar güzel olabileceğini gösterme zamanıdır."

    "Birini dinlemek, onun için yapabileceğin en harika şeylerden biridir."

    "Bir başkası için fener yaktığında, ona yardımcı olamasan bile kendi yolunu aydınlatırsın."

    "Sadece yataktan kalkmanın bile bir zafer sayılabileceği günler vardır."
  • James Norbury -  Yolculuk, Bir "Büyük Panda ve Küçük Ejderha" Macerası: Elbette ki koşarak devam kitabını da aldım. Artık bu ikili zor zamanlar için hep elimin altında. Ara ara bu basit ama etkili alıntılara ihtiyacımız var. Tanışmamızı sağladığın için tekrar teşekkürler Ezgim. Ezgi'yi instagramdan takip etmenizi de öneririm (https://www.instagram.com/ezgihoscan/), muhteşem alıntıları ve mekan paylaşımları ile bizi estetik ve sanata düzenli olarak doyuruyor çiçeğim ❤
    "Kendi yolculuğunda olanlara..."

    "Peki ama neden bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum hep? Neden tamamlanmamış gibi hissediyorum?"

    "Zihin, bazı açılardan bir bahçeye benzer. İlgi, alaka ve çabaya ihtiyaç duyar. Kendi hâline bırakıldığında kısa sürede yabani otlarla dolar ve yabani otların çok olduğu yerde çiçek yetişmez."

    "İhtiyacın olan her şey zaten senin içinde."

    "Dünya nimetlerinin tadını çıkarmakta hiç sorun yok, yalnızca onlar için kendimizi kaybetmediğimizden emin olmalıyız."

    "Korku seni ölmekten alıkoymaz ama yaşamdan uzaklaştırabilir."

    "Geçmiş, bize bugün olduğumuz yere nasıl geldiğimizi anlatan bir hikâyedir. Ama hemen şimdi yeni bir hikâye yazmaya da başlayabilirsin."

    "En şiddetli fırtınalar bile geçip gidecek..."

    "Hiçbir şey kontrolümüzde değildir, küçüğüm. Hiçbir şey... Ben yalnızca hayatın bizi olmamız gereken yere götüreceğine güveniyorum."

    "Evrenin arkadaşımız olduğunu düşünmeyi seviyorum."

    "Görünüşe bakılırsa, ben ellerimi açtıkça dünya bana daha fazlasını veriyor."

    "Hepimizin içinde bilgelik var, küçük dostum. Ama çok sakin, nazik bir ses. Onu duyabilmek için çok sessiz olmalısın."
  • Yoko Ono - Meşe Palamudu: Çok ilginç bir kitap, muazzam çizimler, derin düşüncelere dalmalar... 
    "Çevremdeki her şey dağılırken bile,
    gökyüzü benim için hep oradaydı."

    "O zaman kendime dediğim gibi, gökyüzü bir yere gitmedikçe
    hayattan vazgeçemem."

    "Senin olan her şeyi yanında taşı.

    "İnsanlarla en çok nasıl bağ kuruyorsun?"

    "Kendinin dışına çık.
    Sokaktan geçen kendine bak."

    "Bir insanla uzun süre yaşa.
    Bakalım ne açığa çıkacak."

    "Zihnin nasıl olsun istiyorsan
    odanı o şekilde düzenle."

    "Her söylemek istediğimizi
    söylemediğimizde
    ölüyoruz."
  • Frederik Peeters - Mavi Haplar: Bu kitap HIV pozitifin çok daha korkutucu olduğu yıllarda bu virüse sahip bir kadına aşık olan yaza-çizerin hikâyesi. Bu kadının eski eşinden yine HİV pozitif bir oğlu var. Bu hastalıkla yaşamaya alışmalarını, sonrasında evlenip bir de kız çocuğu sahibi olmalarını çizgi roman eşliğinde takip edebiliyoruz. Çizgi roman olması sebebi ile hızlı okuduğum, ama üzerimde yoğun etki bırakan bir kitap oldu. Alıntı pek koymak istemiyorum malum görsellik sebebi ile, mevcut iki alıntıyı da görsel olarak bırakıyorum.
  • Audrey Magee - Koloni: İrlanda'nın kayalık, küçük, izole ve nevi şahsına münhasır bir adasını İngiliz bir ressam ve Fransız bir dilbilimcinin ziyaretlerinin gözünden görüyoruz. Eşi ve hayatı ile sorunları olan bir ressam oraya adadan manzaralar çizmeye gelir, böylece belki de kariyerinde yükseleceğini umar. Dilbilimci ise ölmekte olan ada dilini tezi ile inceleyip korumayı amaçlar. İkisi de farklı yönlerle adanın otantikliğini bozar. Bir yandan İngiltere ve İrlanda arasında şiddetli çatışmalar devam etmektedir. Spoiler vermemek adına burada kesiyorum ancak edebi anlamda son zamanlarda okuduğum en leziz romanlardan biri. Kendine has ironisine de ayrıca bayıldım. Vermeden geçemeyeceğim bir detay, kitap yazım biçimi açısından da şaşırtıyor; bu sebeple karşılıklı diyalog şeklinde olan alıntılara bu yazıda yer veremedim. Alıntı azlığının sebebi tamamen bu, yoksa kitapta altı çizili yer sayısı çok daha yoğun.
    "Para odaya girmişse gerçek saklanır."

    "Yüzyıllardır bizim olan şeyler uğruna didişiyorlar zaten."

    "Yatırımını yaşamak için yap."

    "Alışığız anne. Özlemek konusunda uzmanız."

    "Senin neler yapman gerektiği konusunda çok fazla fikri var."
  • Fernando Pessoa - Pessoa Olmak Üzerine Düşünceler: Yıllar öncesinde, lisans zamanlarımda Pessoa'nın yazdıklarından Türkçe'ye çevrilmiş her eseri arka arkaya okuduğum bir dönemim var. Bu dönem blog açmamdan çok öncesine tekabül ettiği için belki burada pek bahsetmemiş olabilirim, ama ben  büyük bir Pessoa hayranıyım. Bu kitap da çeşitli tarihlerde, farklı konular üzerine Pesso'nın elinden çıkan çeşitli alıntıların yer aldığı bir Açık Havada Düşünceler kitabı. Bazı alıntılar çok uzun olduğu için kısa olanlara yer vereceğim. Pessoa'nın ruh sağlığı beni hep çok üzüyor ve ne yazık ki Pessoa ile benzerliklerimi düşündükçe kendim için de bazen çok üzülüyorum.
    "Kişilik karmaşıklığı ima eder. Peki yalın kişilik yok mudur?"

    "Kişiliğim, sezgime göre, noksansızdır."

    "Dünyanın şiiri asla ölmez."

    "Daha iyisini beklemek kaybetmeye hazırlanmaktır: Alın size kural."

    "Okumanın hayal kurmanın kolay bir yolu olduğunu keşfettim."

    "Ruhum tereddüt ve şüpheden oluşmuş."

    "Anlaşamıyoruz, gayet iyi biliyorum."

    "Toplumları fikirleri değil, duyguları tahrik edenler yönetir."

    "Kendimi ne kadar tanımlarsam sınırlarım o kadar azalıyor."

    "En uzak yıldızın tek bir atomunun bile varlığıma katkısı var."

    "İnsan yalnızca, hayvanlar gibi gerekli şeyle için değil, gereksiz şeyler için de savaşır."

    "Benim için yegâne gerçeklik, hislerimdir."

    "Başkalarından mümkün mertebe uzaklaşıp sadece kendimle kalmak, hakikate hürmettir."

    "İnsanların hoşlandığı yaşam biçimlerinin hiçbiri bana verilmedi."

    "Sanatım ben olmak. Ben çokum."

    "Var olmayı hiç öğrenemedim."
  • Hayat Okulu - Özgüvene Dair: Bu seride bu kitap dışında Türkçe'ye çevrilen tüm eserleri okuduğumu bu blog takipçileri bilir. Bu eksiği de tamamladık elbette. Alain de Botton iyi ki bu dünyaya geldi ya.
    "Özgüven, tanrılardan gelen bir armağan değil, bir beceridir."

    "Bugün hepimiz budalayız, geçmişte budalaydık ve gelecekte de budala olacağız - bunun bir sakıncası yok. İnsanlar için elde başka bir seçenek bulunmuyor."

    "Başarısızlığa uğramanın bir kural olduğunu kabul etmek bize bir şeyleri deneme özgürlüğü sağlayacaktır."

    "Eğer bir şey olmamışsa ya olamadığı içindir ya da olmaması gerektiği için."

    "Zaman böyle uzun görünüp aslında inatla kısa olduğunu ortaya koyarak bizi yaralar."

    "Durmadan birilerinin öfkesinin hedefi oluruz, fakat bunun gerçek sebebinin bizden kaynaklandığına inanmak zorunda değiliz."
  • Jonice Webb - Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi: Bol bol psikoloji de okuduğum bu ayda bu kitap beni fazlası ile sarsanlardan biri. Ebeveynleri temelde 12 türe ayırıp, sonrasında bu tarz ebeveynler tarafından yetiştirilmenin bizde bıraktığı hasarları inceliyor. Yazar ana başlık olarak bizde boşluk hissi yaratıldığını söylerken bu hissin alt temalarına, nasıl belirtiler gösterdiğine de kitapta yer veriyor. Sonrasında depomuzu doldurabilmek için bize tavsiyeler veriyor. Örnekler üzerinden gitmesi hem kitabı daha anlaşılır kılıyor hem de insanın kendisi ile özdeşlik kurmasına daha çok yardımcı oluyor. Kimse mükemmel olamaz, bu yüzden hiçbirimizin ebeveynleri de mükemmel değildi, kötü niyetle olmadan bizde bıraktıkları hasarları gidermek hem hayatımızı daha kaliteli yaşamak hem de ebeveynlerimiz ile de daha sağlıklı iletişimler kurmak için olmazsa olmazımız. İçindeki alıştırmalar ile kendi kendine yardım kitaplarına da yaklaşan bir tarzı var. Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
    "Duygusal olarak ihmal edilmiş olan yetişkinler; mutsuzluklarını bu şekilde yanlış tanımlama ve yardım istemekten utanma eğilimindedir."

    "Düşük özdeğer, özsaygı ve kendini suçlama hızlı bir şekilde depresyona yol açar."

    "Duygusal ihmalin talihsiz yönlerinden biri, kendi kendini çoğaltmasıdır. Duygusal olarak ihmal edilen çocuklar duyguları, kendileri ve başkalarının duyguları hakkında kör bir noktayla büyürler. Ebeveyn olduklarında, kendi çocuklarının duygularından habersizdirler ve çocuklarını aynı kör noktaya getirerek büyütürler."

    "Hayatın yakıtı duygudur. Çocuklukta tamamlanmadıysak, yetişkin olarak kendimizi tamamlamak zorundayız yoksa kendimizi bir boşluk hissiyle dolmuş hâlde buluruz."

    "Duyguların kendileri iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, ahlaklı ya da ahlaksız değildir."

    "Duygusal olarak ihmal edilmiş danışanlar genellikle iyi gelişmiş bir kimliğe sahiptir; problem şu ki bunun yeterince farkında değillerdir."
  • Julia Samuel - Her Ailenin Bir Hikâyesi Vardır: 8 farklı aileden çeşitli travmalar, birden çok konuda (ölüm, çocuğun evden ayrılışı, ayrılık, üveylik vb) vakalar görmek eşsiz bir deneyim. Üslup da beni fazlası ile içine çekti. Vaka okumalarına benim gibi bayılanlar için bulunmaz bir nimet bu kitap.
    "Aileler sürekli değişim hâlindedir, bu nedenle de oldukça karmaşıklardır ve emek isterler."

    "Aileler dağınık, kaotik ve kusurludur. En çok sevdiğimiz ve umursadığımız yer, aynı zamanda en çok incindiğimiz, savaştığımız ve en büyük hatalarımızı yaptığımız yerdir."

    "Ben kimim? Genlerimin toplamı mıyım yoksa kendimi mi yaratıyorum?"

    "Duygular bulaşıcıdır."

    "Hiçbirimiz yakın, sevgi dolu bağlar olmadan hayatta başarılı olamayız."

    "Desteğe erişmeyi tercih etmeyenler genellikle desteğe en çok ihtiyaç duyan kişilerdir."

    "Kimliğimizin temel yönü sevildiğimizi ve ait olduğumuzu hissetmemizdir."

    "Farklılığa ilk tepkimiz genelde korkudur."

    "Hissettiklerimizi ve ihtiyaç duyduklarımızı nasıl ilettiğimizin önemi küçümsenemez; net bir şekilde yapıldığında, acı ve dargınlık yok olur."

    "İnsanlar en iyi hikâyeler aracılığıyla öğrenirler."

    "Yaşamı değiştiren bir çözüm bulmak yerine küçük şeyleri iyileştirmeye odaklanmak çoğu büyümenin kaynağıdır."
  • David Burns - Birlikte İyi Hissetmek: Dr. Burns'ün İyi Hissetmek adlı çok satan ve benim gerçekten çok faydasını gördüğüm kitabı üzerine bu blogda 2022 yılı Ocak ayına ait bir yazı var. Henüz okumayan varsa linki bırakıyorum (https://hayatabaktigimpencereler.blogspot.com/2022/01/dr.html). Bu kitapta ise sorunlu ikili ilişkilerimizi yoluna koymanın yolları bize gösteriliyor. Kitabın daha en başında vurguladığı gibi gerçekten devam etmesini istediğiniz, bunun için emek vermeye gönüllü olduğunuz ilişkiler için bu kitap. Çünkü uygulaması özellikle başlangıçta çok zor. Bu yüzden bu emeği vermek istemediğiniz ilişkileri bitirin gitsin cidden ya. Kitapta iyi iletişim - kötü iletişim ayırımı yapılıp iyi iletişimin gerekleri, iletişim hataları anlatılıyor. Sonrasında etkin iletişimin beş tekniği (silahsızlanma, empati, sorgulama, ben dili kullanma, gurur okşama) anlatılıyor ve gerçekten günlük hayata aktarmakta hâlen ciddi güçlükler çekiyorum. Bu teknikleri denerken karşılaşılabilecek tuzaklar ve bu tekniklerde ustalaştıkça işe yarayacak ileri teknikler de kitapta yer alıyor. Tam bir kendi kendine yardım kitabı olarak bize çeşitli etkinlikler yaptırıyor. Ekler kısmında da yer alan bu formların bir kısmını ben çoğalttım ve günlük hayatta problem yaşadıkça çözmek için kullanıyorum. Sevgili Burns'ün bu kitabı da benden tam not aldı. Özellikle hayatında sorunlu ama çözmek için motivasyonu olan ilişkileri bulunan herkese çok net tavsiyemdir.
    "Yakınlığa giden yol hemen her zaman acı doludur."

    "Yüzeyde kızgınsınız, fakat kızgınlığınızın altında kendinizi incinmiş ve eleştirilmiş hissediyorsunuz."

    "Tüm negatif duyguların içinde öfke baş etmesi açık ara en zor duygudur, çünkü insana kendisini güçlü ve haklı hissettirir."

    "Fakat sizi uyarmalıyım; aydınlanma sancılı olabilir." Ah hiç sormayın sevgili Burns, neler çekiyorum fazla aydınlanmadan bir bilseniz... Bazen cidden cahillikte mi mutluluk diye düşünürken buluyorum kendimi.

    "Diğer insanların neler hissettiklerini bildiğimizi sanırız, ama bilmeyiz."

    "Eğer sevgi görmek istiyorsa, sevgi göstermeli, buyurganlık ve sertlik değil."
  • Fuat Torun - Depresyon: Şükürler olsun ki depresyonda değilim ama Burns okuduktan sonra elim aynı rafta bulunan diğer Psikonet Yayınları kitaplarına gitti. Bilişsel davranışçı terapi ekseninde, depresyon için bir kendi kendine yardım kitabı. Bilişsel davranışçı terapinin temel esaslarını tekrar etmeme vesile oldu açıkçası. 101 sayfalık, hızlıca okunan, verimli bir kitap. Zihnimize gelen otomatik düşünceler, düşünce hataları, bazı temel inanç ve şemalarımız, depresyona özgü katkı sağlayacak öneriler kitapta yer almakta.
    "Unutulmamalıdır ki her birey uygun koşullar oluştuğunda depresyona girer. Önemli olan bu koşulları engellemek ya da koşullar oluştuktan sonra ortaya çıkan depresyonu ortadan kaldıracak adımlar atabilmektir."

    "Depresyon bizim gibi duygu ve düşüncelerini tam olarak ifade edemeyen toplumlarda yukarıdaki belirtilerin dışında kronik ağrı, yorgunluk gibi belirtilerle de kendini gösterebilir."

    "Nedensiz hiçbir şey yoktur. Ağlıyorsanız da, gülüyorsanız da bir nedeni vardır. Önemli olan bu nedeni ortaya çıkartabilmektir."

    "Tepkiler evrensel değil, kişiseldir."

    "Kendini değerli hisseden insanlar olumlu adımlar atar, olumlu şeyler yaptıkça kendini daha da değerli hissederler."

    "Unutmayın! Düşünce ya da davranışı değiştiren çok şeyi değiştirebilir! Aynı düşünce ve davranışlarla farklı sonuçlara değil, aynı sonuçlara ulaşacaksınız."
  • Eckhard Roediger - Yaşam Tuzakları İçin Şema Terapi: Şema terapiyi merak ettiğim için biraz bu alan üzerine okumalar yapmaya başladım. Bu kitap şema terapiyi açıklayıcı bir şekilde anlatıyor, mod modeline de değiniyor ama esas bu konu üzerine başka bir kitap daha okuyunca şema terapinin esas bu uzantısına yakın olduğumu fark ettim. Şema terapide danışan ve terapist ilişkisinde biraz kafama yatmayan yönler bulunsa da (uzmanlık alanım olmadığı için bu konuda burada yazmayı uygun görmedim, ama merak edip bana ulaşanlara fikirlerimi seve seve iletebilirim) bu alanda okuma yapmaya muhtemelen devam edeceğim. Terapide kullanılan teknikler üzerine detaylı bilgiler de veriliyor. Yine bir kendi kendine yardım kitabı olarak kendi şemalarını, modlarını tanımak için insana alıştırmalar ile yol gösteriyor.
    "Davranışlarımız daha çok duygularımız tarafından ve daha az düşüncelerimiz tarafından yönetilir."

    "Yani başlangıçta birçok insanın kibirli olmasının arka planında büyük bir kırılganlık ve güvensizlik olduğu anlamına gelir."

    "Bilinçli farkındalık her şey değildir ama bilinçli farkındalık olmadan hiçbir şey mümkün değildir!"

    "Her kim talep ederse, aynı zamanda teşvik eder!"

    "Bazı şeyler değiştirilemez, kabullenmeliyiz!"

    "Tanrım, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmeye cesaret ver, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme huzuru ve birini diğerinden ayırt etme bilgeliği ver."

    "İç çocuğunuza karşı çok sabırsız olmayın."
  • Gitta Jacob & Hannie van Genderen & Laura Seebauer - Mod Terapisi, Diğer Yollardan Gitmek: Mod terapisi, şema terapinin biraz daha geliştirilmiş bir uzantısı gibi. Makul bulduğum, zamanında gittiğim terapistimin de uzmanlığı olan bilişsel davranışçı terapiye de daha yakın olduğunu hissediyorum açıkçası. Kitap içsel yanlarımızı çocuk modları (incinmiş çocuk, kızgın ve dürtüsel çocuk, mutlu çocuk) ve uyum bozucu ebeveyn modları (başarı odaklı talepkâr ebeveyn, duygu odaklı talepkâr ebeveyn, cezalandırıcı ebeveyn) olarak konumluyor. Bu modları çocukluktan öğrenerek günümüze getiriyoruz ve şemalar olarak kullanmaya devam ediyoruz. Kitap ayrıca başa çıkma modlarımızı da teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olarak sınıflandırıyor. Sonra bu içsel yanlarımızı nasıl iyileştirip sağlıklı yetişkin modumuzu nasıl daha çok güçlendirerek kullanabileceğimizi anlatıyor.
    "Kişinin çevresine ve çevresindeki insanlara tepki verme biçimi çocuklarla benzerlik gösterir."

    "Anlaşmazlıklar her şeyin 'çökmesine' neden olmaz."

NELER İZLEDİM?
  • Kuru Otlar Üstüne: Yaşımın yettiği tüm Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi elbette koşarak sinemada izledim. Filmlerinin süreleri espri konusu olsa da psikolojimi ona hazırlayarak bir kamp gibi tek başıma NBC izlemeye bayılıyorum açıkçası. Sevim karakterini oynayan Ece Bağcı muazzam bir yetenek tartışmasız. Samet'i sevip sevmediğime ise açıkçası hâlâ karar veremedim... Nuri Bilge'nin filme direkt fotoğrafları yerleştirmesi, setin dışına çıkıp yeniden sahneye dönme gibi yeni teknikleri denemesi ise farklı ve hoş bir deneyim yaşattı diyebilirim.
  • Do Not Disturb: Karakomik Filmler izleyenler için Cem Yılmaz filmi gibi ama aynı zamanda da Cem Yılmaz filmi değil gibi bir film. Son ana kadar ben ne izledim ya dedirten, ama sıkmadan tamamlanabilen, toplumsal mesajlar sıkıştırılmış, Anayurt Oteli havası sindirilmiş, boşlukta gider, tam bir Netflix filmi.
  • Bambaşka Biri: Evet utandıran itiraf geldi, başladığından beri izliyorum... Burak Deniz sevgim Hande Erçel'e zor dirense de çoklu kişilik bozukluğu teması da beni bağladı diyebiliriz. Türk dizisi bakışma sahneleri ile şarkılara klip çekmeli sahneleri sardırarak olayı takip etmeye çalışıyorum maalesef.
  • Kedicik belgeseli: Az buçuk tahminler olsa da ne korkunç bir çetenin nasıl çökertildiğini insanı dehşet içinde bırakan bir tarzda gözler önüne seren bu belgeseli hâlâ izlemeyen kaldı ise bir baksın derim.

HANGİ TİYATRO OYUNLARINI İZLEYEBİLDİM?
  • Veda: Bu muazzam Nevra Serezli oyununu şükürler olsun ki 24 Eylül'de Kayseri'de izleme fırsatı yakalayabildim. Nevra hanımın o yaşta enerjisine kocaman bir maşallah, diğer oyuncuların muazzam katkısı ile Ayşe Kulin romanının mükemmel uyarlamasını çok ama çok beğendim.
  • Zengin Mutfağı: Dünya gözü ile Şener Şen izleyebildiğim için o kadar mesudum ki. Hikâye ne kadar sağlamdı tartışabiliriz ama ustayı izlemek için bence değerdi. Doğum günü hediyemdi kendisi :))
  • Bahar Noktası: Müjdeee Kayseri DT ilk oyununu sunaaar! Yıllardır beklenen gerçekleşti ve ilk oyun için muazzam bir seçim. Oyuncuların çoğuna şans verilebilmiş, kalabalık ve interaktif, hızlı, içine çeken, çok eğlenceli bir oyun. Yolları açık olsun ekibin, daha nice oyunlarını izleyebilmek temennisi ile.

BİRAZ DA GEZDİK
    30 Eylül Şanluırfa (Göbeklitepe, Balıklıgöl, Mevlidi Halil Camii, Cevahir Han'da sıra gecesi)

    1 Ekim Diyarbakır (sabah ciğeri, Ulu Camii, Hasan Paşa Hanı, Ahmet Arif Edebiyat Müzesi, Surp Giregos Kilisesi, Dört Ayaklı Minare, Suriçi, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi, On Gözlü Köprü, Fırın-Ci'de akşam yemeği)
    2 Ekim yol üstü Gaziantep (Bakırcılar Çarşısı, Tahmis Kahvesi, Şehreküstü Konakları, Şahinbey Milli Mücadele Müzesi, Zeugma Müzesi)
(Çingene Kızı'nı bu kadar da küçük beklemiyorduk, yıkıldık açıkçası)

    Favorim kesinlikle yaşayan ruhunu hissettiğim Diyarbakır. Yediğim her şeye aşık olmam çok güzel, yine başta Diyarbakır'da yediğim ciğer olmak üzere. Antep yol üstü olduğu için yarım gün orada idik ve ne yazık ki aç değildik, o yüzden İmam Çağdaş'tan baklava alıp Kayseri'de yemeyi tercih ettik ve başkaca yeme fırsatı bulamadık. Maalesef deprem Urfa'da ve Antep'te birçok müze ve tarihi eserin bakıma alınmasına neden olmuş. Umarım bir daha yolumuz düşer ve restorasyon sonunda eksikleri tamamlar, yine bol bol yer ve birkaç yeni şehir daha ekleriz 🌺

YENİ MÜZİK RADARI
    Tan Taşçı - Bilsem Ki, Göksel - Karabiberim ve Semicenk - Mesafe bu yeniden Serdar Ortaç yorumlama projesinde beğendiğim üç şarkı, onun dışında ben diğerlerine pek ısınamadım, Serdar beyden dinlemeyi tercih ederim.
    Can Kazaz - Fırtına
    Gaye Su Akyol - Feza Musiki Cemiyeti Live inanılmaz bir şey olmuş ❤ 
    Perdenin Ardındakiler - Bir Soruya Tutuldum
    Zakkum - senin şarkın
    Birkan Nasuhoğlu - Aşamıyorum Kendimi
    Mert Demir - Ateşe Düştüm üçlüsü bize kendine meftun etti meftun...
    Sagopa Kajmer & Mine Koşan - Geceler'i o kadar dinledim ki artık rüyalarımın da fon müziği oldu.
    Pinhani - Hayali albümü de güzel, farklı tınılar denemişler.
    Evdeki Saat - Yalan
    Kendimden Hallice - Hangisine Yanayım
    Ezhel - Margiela
    Vera & Emre Aydın - Hayaletler
    Norm Ender - Parla hepimizin dilinde hâlâ sanıyorum, ama açıkçası 100. yıla daha daha güzel marşlar beklerdim.
    Göksel - Başkası
    Dedublüman - Rüya Gibi, bence bu adamların canımıza kastı vardır artık be...
    Sezen Aksu - Rahatı Kaçan Ağaç
    Ceza - Analog
    Canozan - Ağlama ben ağlarım, bu adam da hepimize aşk acısı çektirmeye yeminli adeta.
    Mustafa Ceceli & Yıldız Tilbe - Aşktan Giderken, e biraz da arabesk.
    İkilem - Bana Sorma
    Elbette yine bu şarkılar da Spotify'da blog çalma listemize eklendi https://open.spotify.com/playlist/6iYGZYcgMbjjEsbj0T8nEz?si=1e745721090c478f🍀
    Böyle dolu dolu sizlerle içerik paylaşabildiğim yazılara bayılıyorum. Bol bol okudukça, izledikçe, dinledikçe, gezdikçe ekstra keyif alıyorum artık gerçekten. Paylaşmanın muazzam bir hazzı var çünkü.
    Herkese musmutlu bir hafta sonu, mükemmel bir Kasım diliyorum. Görüşmek üzeree 💜

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER