DOLU DOLU BİR EYLÜL&EKİM
Merhabalaaaar,
Ufak bir açıklama ile başlayalım, blog yazıları artık 2 ayda bir mi oldu? Hayır. Yani öyle bir hedefle yola çıkmadım açıkçası. Ama doygun bir yazı elde edecek içerikleri maalesef ancak 2 3 ayda toplayabiliyorum son zamanlardaki hayat akışımda. Kısacık, tadı damakta yazılar beni pek mutlu etmiyor maalesef, istiyorum ki vakit ayırıp bu yazıyı okuyan herkes farklı başlıklarda güzel içerikler bulabilsin.
Ekim ayı baya bereketli idi aslında, sırf Ekim'den bile güzel içerik çıkardı. Ama Eylül'ün birazcık eksikliği olunca yanına eklemlenerek geldi yine. Umarım bundan sonraki aylarda her ay benim için o kadar tatmin edici geçsin ki, ben de sizler için her ay güzel yazılar üretebileyim 🍀
Bu yazıda bool boool kitap var, film, tiyatro, belgesel var, gezi var, bir sürü de yeni müzik var elbette. Hadi başlayalım 🎉
NELER OKUDUM?
- Michael Herrason - Lucid Rüyalar: Lucid rüya, rüyada olduğunun farkında olunan ve rüyanın kontrol edilebildiği rüya olarak tanımlanabilir. Son zamanlarda pek olmasa da hayatımın bir döneminde yaşadığım bir deneyimdi. Birinden kaçarken rüyada olduğumu fark edip uyanmalıyım deyip uyanma deneyimim var. Onun dışında rüyamda 2 3 seçenek arasından seçim yapıp rüyanın ona göre şekillenmesi gibi deneyimlerim de var. O dönem ufak bir Google araştırması yapıp adını öğrenmiş ama pek detaya inmemiştim. Böyle bir kitabı yeni çıkanlar listesinde görünce belki sebepleri öğrenir, anlamlandırırım diye aldım ama tatmin edici bir eser değil. Kitap çok tekrara düşüyor, hatta editöryel bir hata olarak cidden aynı başlığın tekrar yazılmış olması gibi sıkıntılar da mevcut. Onun dışında konu hep çok yüzeysel geçilmiş. En sağlam çıkarımım sanırım rüyaların en çok görüldüğü evre olan REM evresinde uzun kalma ile ilgili olduğu. Ben de derin uykuya geçmekte zorlanan bir insan olarak (akıllı saatim bile hep bu sebepten uyku puanımı kırıyor😴) sanırım o evrede uzun kalınca deneyimledim. Ayrıca REM evresinde iken uyanıp kısa bir süre sonra tekrar uyumak da bu rüyalara sebep olabiliyormuş. Ben de gece sık uyanan bir insan olduğum için belki bu da tetikleyici olabilir. Ama kitapta beni en çok şaşırtan insanların bunu bile isteye deneyimlemek için çaba göstermesi (kitapta neler yapılmalı diye öneriler var). Oysa ben çabasız yaşadığım deneyimleri anlamlandırmak için almıştım. Anlattığım üzere kitap 87 sayfa ve yüzeysel ama bu çıkarımım dışında kitapta bu konunun disiplinler arası olduğu, lucid rüyaların sanatsal üretime katkı sağlayabileceği, bilinç ve bilinçaltını algılamaya yardımcı olabileceği, bir uzman yardımı ile korkuları yenmeye fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Yine kitapta farklı kültürlerde farklı hususlar bulunsa da lucid rüyanın evrensel olduğundan bahsediliyor (başka bir yüzyılda olsam kabilede bilge ilân edilebilirmişim). Ayrıca lucid rüyanın uyku bozuklukları, hayal gücü, astral seyahat, sanal gerçeklik, kuantum fiziği, transandantal meditasyon, psikanaliz gibi diğer kavramlarla benzerlik ve farklılıkları (maalesef yine yüzeysel olarak) açıklanıyor. Kitap beni memnun etmediği için pek önerim değil açıkçası, ancak bu konuda daha kaliteli bir kaynak bulma arayışım devam edecek.
- A. A. Milne - Winnie The Pooh serisi: Kabalcı Yayınlarından çıkan bu 4 kitaplık serinin ilk iki kitabı çizgi filmlerinden de aşina olduğumuz Pooh ve arkadaşlarının yazarın oğlu olan Christopher Robin ile maceralarını anlatıyor. 3. ve 4. kitap ise yine yazarın çocuk şiirlerinden oluşuyor. Bence bazen biz yetişkinler dönüp çocuk kitapları okumalıyız, tam da ilk alıntının bahsettiği sebepten...
- James Norbury - Büyük Panda ve Küçük Ejderha: Canım Ezgi Hoşcan'ın bebekleri, bizim de bebeklerimiz oldu. Muhteşem çizimleri ve Buda felsefesine yakın anlatımı ile beni sardı sarmaladı; sırtıma battaniye, elime kahve verdi.
- James Norbury - Yolculuk, Bir "Büyük Panda ve Küçük Ejderha" Macerası: Elbette ki koşarak devam kitabını da aldım. Artık bu ikili zor zamanlar için hep elimin altında. Ara ara bu basit ama etkili alıntılara ihtiyacımız var. Tanışmamızı sağladığın için tekrar teşekkürler Ezgim. Ezgi'yi instagramdan takip etmenizi de öneririm (https://www.instagram.com/ezgihoscan/), muhteşem alıntıları ve mekan paylaşımları ile bizi estetik ve sanata düzenli olarak doyuruyor çiçeğim ❤
- Yoko Ono - Meşe Palamudu: Çok ilginç bir kitap, muazzam çizimler, derin düşüncelere dalmalar...
- Frederik Peeters - Mavi Haplar: Bu kitap HIV pozitifin çok daha korkutucu olduğu yıllarda bu virüse sahip bir kadına aşık olan yaza-çizerin hikâyesi. Bu kadının eski eşinden yine HİV pozitif bir oğlu var. Bu hastalıkla yaşamaya alışmalarını, sonrasında evlenip bir de kız çocuğu sahibi olmalarını çizgi roman eşliğinde takip edebiliyoruz. Çizgi roman olması sebebi ile hızlı okuduğum, ama üzerimde yoğun etki bırakan bir kitap oldu. Alıntı pek koymak istemiyorum malum görsellik sebebi ile, mevcut iki alıntıyı da görsel olarak bırakıyorum.
- Audrey Magee - Koloni: İrlanda'nın kayalık, küçük, izole ve nevi şahsına münhasır bir adasını İngiliz bir ressam ve Fransız bir dilbilimcinin ziyaretlerinin gözünden görüyoruz. Eşi ve hayatı ile sorunları olan bir ressam oraya adadan manzaralar çizmeye gelir, böylece belki de kariyerinde yükseleceğini umar. Dilbilimci ise ölmekte olan ada dilini tezi ile inceleyip korumayı amaçlar. İkisi de farklı yönlerle adanın otantikliğini bozar. Bir yandan İngiltere ve İrlanda arasında şiddetli çatışmalar devam etmektedir. Spoiler vermemek adına burada kesiyorum ancak edebi anlamda son zamanlarda okuduğum en leziz romanlardan biri. Kendine has ironisine de ayrıca bayıldım. Vermeden geçemeyeceğim bir detay, kitap yazım biçimi açısından da şaşırtıyor; bu sebeple karşılıklı diyalog şeklinde olan alıntılara bu yazıda yer veremedim. Alıntı azlığının sebebi tamamen bu, yoksa kitapta altı çizili yer sayısı çok daha yoğun.
- Fernando Pessoa - Pessoa Olmak Üzerine Düşünceler: Yıllar öncesinde, lisans zamanlarımda Pessoa'nın yazdıklarından Türkçe'ye çevrilmiş her eseri arka arkaya okuduğum bir dönemim var. Bu dönem blog açmamdan çok öncesine tekabül ettiği için belki burada pek bahsetmemiş olabilirim, ama ben büyük bir Pessoa hayranıyım. Bu kitap da çeşitli tarihlerde, farklı konular üzerine Pesso'nın elinden çıkan çeşitli alıntıların yer aldığı bir Açık Havada Düşünceler kitabı. Bazı alıntılar çok uzun olduğu için kısa olanlara yer vereceğim. Pessoa'nın ruh sağlığı beni hep çok üzüyor ve ne yazık ki Pessoa ile benzerliklerimi düşündükçe kendim için de bazen çok üzülüyorum.
- Hayat Okulu - Özgüvene Dair: Bu seride bu kitap dışında Türkçe'ye çevrilen tüm eserleri okuduğumu bu blog takipçileri bilir. Bu eksiği de tamamladık elbette. Alain de Botton iyi ki bu dünyaya geldi ya.
- Jonice Webb - Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi: Bol bol psikoloji de okuduğum bu ayda bu kitap beni fazlası ile sarsanlardan biri. Ebeveynleri temelde 12 türe ayırıp, sonrasında bu tarz ebeveynler tarafından yetiştirilmenin bizde bıraktığı hasarları inceliyor. Yazar ana başlık olarak bizde boşluk hissi yaratıldığını söylerken bu hissin alt temalarına, nasıl belirtiler gösterdiğine de kitapta yer veriyor. Sonrasında depomuzu doldurabilmek için bize tavsiyeler veriyor. Örnekler üzerinden gitmesi hem kitabı daha anlaşılır kılıyor hem de insanın kendisi ile özdeşlik kurmasına daha çok yardımcı oluyor. Kimse mükemmel olamaz, bu yüzden hiçbirimizin ebeveynleri de mükemmel değildi, kötü niyetle olmadan bizde bıraktıkları hasarları gidermek hem hayatımızı daha kaliteli yaşamak hem de ebeveynlerimiz ile de daha sağlıklı iletişimler kurmak için olmazsa olmazımız. İçindeki alıştırmalar ile kendi kendine yardım kitaplarına da yaklaşan bir tarzı var. Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
- Julia Samuel - Her Ailenin Bir Hikâyesi Vardır: 8 farklı aileden çeşitli travmalar, birden çok konuda (ölüm, çocuğun evden ayrılışı, ayrılık, üveylik vb) vakalar görmek eşsiz bir deneyim. Üslup da beni fazlası ile içine çekti. Vaka okumalarına benim gibi bayılanlar için bulunmaz bir nimet bu kitap.
- David Burns - Birlikte İyi Hissetmek: Dr. Burns'ün İyi Hissetmek adlı çok satan ve benim gerçekten çok faydasını gördüğüm kitabı üzerine bu blogda 2022 yılı Ocak ayına ait bir yazı var. Henüz okumayan varsa linki bırakıyorum (https://hayatabaktigimpencereler.blogspot.com/2022/01/dr.html). Bu kitapta ise sorunlu ikili ilişkilerimizi yoluna koymanın yolları bize gösteriliyor. Kitabın daha en başında vurguladığı gibi gerçekten devam etmesini istediğiniz, bunun için emek vermeye gönüllü olduğunuz ilişkiler için bu kitap. Çünkü uygulaması özellikle başlangıçta çok zor. Bu yüzden bu emeği vermek istemediğiniz ilişkileri bitirin gitsin cidden ya. Kitapta iyi iletişim - kötü iletişim ayırımı yapılıp iyi iletişimin gerekleri, iletişim hataları anlatılıyor. Sonrasında etkin iletişimin beş tekniği (silahsızlanma, empati, sorgulama, ben dili kullanma, gurur okşama) anlatılıyor ve gerçekten günlük hayata aktarmakta hâlen ciddi güçlükler çekiyorum. Bu teknikleri denerken karşılaşılabilecek tuzaklar ve bu tekniklerde ustalaştıkça işe yarayacak ileri teknikler de kitapta yer alıyor. Tam bir kendi kendine yardım kitabı olarak bize çeşitli etkinlikler yaptırıyor. Ekler kısmında da yer alan bu formların bir kısmını ben çoğalttım ve günlük hayatta problem yaşadıkça çözmek için kullanıyorum. Sevgili Burns'ün bu kitabı da benden tam not aldı. Özellikle hayatında sorunlu ama çözmek için motivasyonu olan ilişkileri bulunan herkese çok net tavsiyemdir.
- Fuat Torun - Depresyon: Şükürler olsun ki depresyonda değilim ama Burns okuduktan sonra elim aynı rafta bulunan diğer Psikonet Yayınları kitaplarına gitti. Bilişsel davranışçı terapi ekseninde, depresyon için bir kendi kendine yardım kitabı. Bilişsel davranışçı terapinin temel esaslarını tekrar etmeme vesile oldu açıkçası. 101 sayfalık, hızlıca okunan, verimli bir kitap. Zihnimize gelen otomatik düşünceler, düşünce hataları, bazı temel inanç ve şemalarımız, depresyona özgü katkı sağlayacak öneriler kitapta yer almakta.
- Eckhard Roediger - Yaşam Tuzakları İçin Şema Terapi: Şema terapiyi merak ettiğim için biraz bu alan üzerine okumalar yapmaya başladım. Bu kitap şema terapiyi açıklayıcı bir şekilde anlatıyor, mod modeline de değiniyor ama esas bu konu üzerine başka bir kitap daha okuyunca şema terapinin esas bu uzantısına yakın olduğumu fark ettim. Şema terapide danışan ve terapist ilişkisinde biraz kafama yatmayan yönler bulunsa da (uzmanlık alanım olmadığı için bu konuda burada yazmayı uygun görmedim, ama merak edip bana ulaşanlara fikirlerimi seve seve iletebilirim) bu alanda okuma yapmaya muhtemelen devam edeceğim. Terapide kullanılan teknikler üzerine detaylı bilgiler de veriliyor. Yine bir kendi kendine yardım kitabı olarak kendi şemalarını, modlarını tanımak için insana alıştırmalar ile yol gösteriyor.
- Gitta Jacob & Hannie van Genderen & Laura Seebauer - Mod Terapisi, Diğer Yollardan Gitmek: Mod terapisi, şema terapinin biraz daha geliştirilmiş bir uzantısı gibi. Makul bulduğum, zamanında gittiğim terapistimin de uzmanlığı olan bilişsel davranışçı terapiye de daha yakın olduğunu hissediyorum açıkçası. Kitap içsel yanlarımızı çocuk modları (incinmiş çocuk, kızgın ve dürtüsel çocuk, mutlu çocuk) ve uyum bozucu ebeveyn modları (başarı odaklı talepkâr ebeveyn, duygu odaklı talepkâr ebeveyn, cezalandırıcı ebeveyn) olarak konumluyor. Bu modları çocukluktan öğrenerek günümüze getiriyoruz ve şemalar olarak kullanmaya devam ediyoruz. Kitap ayrıca başa çıkma modlarımızı da teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olarak sınıflandırıyor. Sonra bu içsel yanlarımızı nasıl iyileştirip sağlıklı yetişkin modumuzu nasıl daha çok güçlendirerek kullanabileceğimizi anlatıyor.
- Kuru Otlar Üstüne: Yaşımın yettiği tüm Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi elbette koşarak sinemada izledim. Filmlerinin süreleri espri konusu olsa da psikolojimi ona hazırlayarak bir kamp gibi tek başıma NBC izlemeye bayılıyorum açıkçası. Sevim karakterini oynayan Ece Bağcı muazzam bir yetenek tartışmasız. Samet'i sevip sevmediğime ise açıkçası hâlâ karar veremedim... Nuri Bilge'nin filme direkt fotoğrafları yerleştirmesi, setin dışına çıkıp yeniden sahneye dönme gibi yeni teknikleri denemesi ise farklı ve hoş bir deneyim yaşattı diyebilirim.
- Do Not Disturb: Karakomik Filmler izleyenler için Cem Yılmaz filmi gibi ama aynı zamanda da Cem Yılmaz filmi değil gibi bir film. Son ana kadar ben ne izledim ya dedirten, ama sıkmadan tamamlanabilen, toplumsal mesajlar sıkıştırılmış, Anayurt Oteli havası sindirilmiş, boşlukta gider, tam bir Netflix filmi.
- Bambaşka Biri: Evet utandıran itiraf geldi, başladığından beri izliyorum... Burak Deniz sevgim Hande Erçel'e zor dirense de çoklu kişilik bozukluğu teması da beni bağladı diyebiliriz. Türk dizisi bakışma sahneleri ile şarkılara klip çekmeli sahneleri sardırarak olayı takip etmeye çalışıyorum maalesef.
- Kedicik belgeseli: Az buçuk tahminler olsa da ne korkunç bir çetenin nasıl çökertildiğini insanı dehşet içinde bırakan bir tarzda gözler önüne seren bu belgeseli hâlâ izlemeyen kaldı ise bir baksın derim.
- Veda: Bu muazzam Nevra Serezli oyununu şükürler olsun ki 24 Eylül'de Kayseri'de izleme fırsatı yakalayabildim. Nevra hanımın o yaşta enerjisine kocaman bir maşallah, diğer oyuncuların muazzam katkısı ile Ayşe Kulin romanının mükemmel uyarlamasını çok ama çok beğendim.
- Zengin Mutfağı: Dünya gözü ile Şener Şen izleyebildiğim için o kadar mesudum ki. Hikâye ne kadar sağlamdı tartışabiliriz ama ustayı izlemek için bence değerdi. Doğum günü hediyemdi kendisi :))
- Bahar Noktası: Müjdeee Kayseri DT ilk oyununu sunaaar! Yıllardır beklenen gerçekleşti ve ilk oyun için muazzam bir seçim. Oyuncuların çoğuna şans verilebilmiş, kalabalık ve interaktif, hızlı, içine çeken, çok eğlenceli bir oyun. Yolları açık olsun ekibin, daha nice oyunlarını izleyebilmek temennisi ile.





.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)








.jpeg)

.jpeg)


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder