AĞUSTOS AYI RAPORU
Selamlar,
Yeniden burada olmak ve yazmak çok güzel. Biraz üretmem gereken bir dönemden geçiyorum, bu da aylık rapor dışında bol bol yazı okuyacağınız anlamına geliyor. Umarım güzel içeriklerle gelirim.
Ağustos ayı benim açımdan bayağı yoğundu. Hepsi sanat içerikli olmasa da aktif olduğum bir aydı ve ben burada güzel bir rapor oluşturacağıma inanıyorum. O zaman başlayalım 💫
NELER OKUDUM?
Sally Rooney - Normal İnsanlar: Çok okunan, üzerine çok tartışılan bu kitabı ben bu ay okuyacak fırsat bulabildim. Bir süredir kurmaca eser okumamıştım ve sırf bu husus bile çok iyi geldi. Hepimiz kendi hayatımızın normalini yaşıyoruz, herkesin ilişkisi kendi içinde normal, dışarıdan yargıladığımız çoğu husus onları deneyimleyen insanların normali. Kitabın bende bıraktığı bu hisler iyi hissettirdi. Ait olamama duygusunun (bir yere, kişiye...) çok iyi verildiği bir roman olduğunu düşünüyorum. Dizi uyarlaması olduğunu da biliyorum, kısa sürede izleyerek kitapla bir karşılaştırma yapmak niyetindeyim. Ama kitabın bende yarattığı hisler; o küçük kasabadan çıkıp üniversite ortamına girmek, yaşatılan shamingler, aşkı algılamak ve yaşamak, ilk aşktan vazgeçmeme çabası, ama yeni insanları da tanımak, bazı şeyleri geç de olsa kabullenmenin gerekmesi gibi belki de geride bıraktığım bazı hisleri hatırlatması damağımda buruk ama güzel bir tat bıraktı.
"Onunla yalnız kalmak, bir kapıyı açıp normal hayatı terk etmeye ve kapıyı arkasından kapatmaya benziyor."
"Her şeyi aynı anda ifade ediyor ki bu hiçbir şey ifade etmemekten farksız."
"Onunla bu şekilde yalnız kalmayı seviyor. Bir anda hayatı idare edebilirmiş gibi geliyor."
"İnsanların ya çok sevdiği ya nefret ettiği birisin, o türdensin."
Jean Teulé - İntihar Dükkânı: Çok enteresan bir roman. 141 sayfalık bu kısacık roman sizi dehşete düşürdüğü gibi ironik bir mizahla yüzde buruk tebessümler de bırakıyor. Kitabın adı mecaz değil, gerçekten intihar etmek isteyen insanların gelip nesneler temin ettiği bir dükkânı işleten depresif ve melankolik bir aileye doğan yaşama sevinci ve pozitiflik dolu bir bebek olan Alan'ın aileyi ve dükkânın işleyişini nasıl değiştirdiğinin çok kaliteli bir anlatımı. Sonu beni hem şaşırtan hem de bir miktar üzen bu roman kesinlikle tavsiyemdir, bir oturuşta okunan o güzel romanlardan.
"Çünkü hayat yaşama zahmetine değmiyor."
"Alacakaranlık. Çakıllar mavileşiyor. Dünyadaki herhangi birinin her zaman akşamın yaklaştığını düşündüğü, başka birinin de her zaman omuzlarında bir ürperme hissettiği vakit."
"Hayat neyse odur! Değeri neyse odur! Hayat da beceriksizlikler ve sakarlıklarıyla yapabileceğini yapar. Hayattan çok da fazla şey istememek, beklememek gerekir."
"Mesele şu ki yarın gene yaşamak gerekecek."
David A. Clark & Aaron T. Beck - Kaygı ve Endişe Çalışma Kitabı: Bilişsel davranışçı terapiye sempatimi buradaki yazılarımda sık sık dile getiriyorum. Bu terapi yöntemi ile kaygı sorunlarımın üzerine gittiğim psikiyatristim de olmuştu yine bahsettiğim gibi. Bu kitap "kendi kendine yardım kitabı" olarak adlandırılan kitaplardan birisi. Buna ilişkin detaylı bilgilere "İyi Hissetmek" kitabını incelediğim yazımı (eğer okumadı iseniz) tavsiye ederim (link https://hayatabaktigimpencereler.blogspot.com/2022/01/dr.html) Bu kitapta önce kaygı kavramı, türleri, nedenleri ve kaygılı zihnin işleyiş şeması anlatılıyor. Ve kitap ilerlerken size düzenli aralıklarla çalışma sayfaları veriliyor, bu sayede kendi kaygı problemlerinizin üzerine somut bir şekilde gidebiliyorsunuz. Kaygılarınızın temelindeki korkuyu tanımak, düşüncenizdeki hataları görmek, kaygılı zihni dönüştürerek, yani normalleştirerek başa çıkmayı öğrenmek, maruz kalarak korkunun üzerine gitmek gibi kaygı bozukluklarının çözümü olan metotları aşama aşama kitap aktarıyor. Ayrıca sosyal kaygı, panik atak gibi kaygının daha spesifik çeşitlerine ilişkin de kitapta bölümler mevcut. Benim "kendi kendine yardım kitapları"na bakış açım her zaman bir terapi ile desteklendiği takdirde daha etkili olduğu yönünde. Elbette sadece kitap ile de yol almak mümkün, ancak kalıcı etkilerin terapi ile desteklendiğinde olacağı inancındayım. Ben de İyi Hissetmek kitabını terapi aldığım sürede psikiyatristimin önerisi ile okumuştum. Kaygı ve Endişe Çalışma Kitabını da sindire sindire, kendi kaygılarıma ilişkin notlarımı bir deftere ala ala (bu sebeple de hayli yavaş ilerleyerek, uzun bir sürede) okudum. Bu notlarımla birlikte de tekrar terapiye başlamayı düşünüyorum. Çünkü ne yazık ki son 2 ayda yaşadığım bazı tecrübeler bana kaygı konusunda daha üstüne gitmem gereken çok nokta olduğunu fark ettirdi.
Anksiyeteye ilişkin çok detaylı bir yazı hazırlıyorum. Tamamlamam biraz sürecek gibi gözükse de kendi tecrübelerim, terapi seanslarım, okuduğum kitaplar gibi kapsamlı bir yazı üzerinde çalışmaya başladım. Bu kitabın önerilerini de, uygulayabildiğim ölçüde benim üzerimdeki etkilerini de o yazıda detaylandıracağım için kitaba ilişkin bu yazıda daha fazla detaya yer vermeme kararı aldım.
Matt Haig - Rahatlama Kitabı: Yazar kurgu kitapları ile daha çok tanınsa da ben henüz o kitaplarını okumadan kendisinin bu kitabı ile tanıştım. Malum kaygısal sebeplerden ötürü. Kitap için yazar "suyun üstünde kalmamı sağlayan düşünceler" diyor. Ve kitap bu kapsamda kısalı uzunlu yazılardan, film ve şarkı önerilerinden, yemek tariflerine kadar çok farklı içerikler barındırıyor. Kitabın karmaşık bir yapısı olduğunu, sebeplerini, bu yüzden istediğimiz gibi okuyabileceğimizi de yazar girişte açıklıyor. Sıradan bir kişisel gelişim kitabı kokusu barındıran yazıları da içerse de kitap genel olarak beni memnun etti. Altını çizdiğim, sosyal medyada da paylaştığım kısımlar oldu. Gerçekten rahatlamaya ihtiyacınız var ve kitaba ilişkin de aşırı yüksek bir beklentiniz yok ise sizi de memnun edecektir. Mutlu olmak zorunda olmadığımızı bağıra bağıra yazması bu kitaba sempatimi en çok artıran yönü oldu kuşkusuz.
"Bakış açımızın değişmesi için içinde bulunduğumuz durumun değişmesi gerekmez. Kendimizi mecazi ormanların içinde bulur, kimi zaman oradan kaçamayız ama bakış açımızdaki bir değişiklik ağaçların arasında da yaşamamızı sağlayabilir."
"Dışımızda olanlar nötrdür. Zihnimize girdikleri anda olumlu ya da olumsuz bir değer kazanırlar. Onları nasıl karşılayacağımız son kertede bize bağlıdır."
"Bizler katlanarak çoğalan olasılıklardan ibaretiz."
"Bütün bir hayatı ihtiyacımız olduğu zamanlarda hissetmediğimiz sevgiyi kazanmaya çalışarak harcamak anlamsız."
"Yalnızlık ne kadar evrensel."
"Bizler kusursuz değiliz çünkü yaşıyoruz."
"Hikâyeleri sevmemizin nedenlerinden biri de yapılandırılmış şeyleri sevmemiz. Başlangıcı, ortası ve sonu olan şeyleri seviyoruz. İyi sonlar bilhassa hoşumuza gidiyor."
NELER İZLEDİM?
FİLMLER: 1- Gönül: BKM'nin dram ve komedi iç içe olan bu filmini Netflix'te gündemde görünce izledim. Erkan Kolçak Köstendil, Hazar Ergüçlü, Bülent Emin Yarar, Şevval Sam, Selim Bayraktar gibi sevdiğim oyunculardan oluşan güçlü bir kadro. Töre kurallarına karşı bir aşk hikâyesi, göçebelerin hayatına tatlı bir bakış. Filme kurgu anlamında bayılmasam da müzikleri, görsel anlatımı ile boş zamanda gider bir film.
2- Aşk Taktikleri: Kafamı boşaltmaya çalıştığım bir ay olduğunu izlediğim filmlerin tarzından az buçuk anlamışsınızdır gibime geliyor. Bu filmi de tamamen Netflix'te gündemde görünce sıfır beklenti ile açtım. Başrollerde Demet Özdemir ve Şükrü Özyıldız'ın olduğu tam bir romantik komedi filmi. Bu tarz film arayışında olan varsa izlesin, yoksa bu bahsi kapatabiliriz.
NERELERİ GEZDİM?
Gürün / Malatya Gezisi: Günübirlik bir gezi olarak Kayseri'den yola çıkıp önce Sivas Gürün'e bağlı Şuğul Vadisi'ne gittik, vadi boyunca yürüyüş imkânı veren, güzel manzaralar içeren bir durak oldu.
Şuğul Vadisi sonrasında yola devam edip yine Sivas Gürün'e bağlı Gökpınar Gölü'nü ziyaret ettik ve mavi ile yeşilin bu muazzam tonlarına ben resmen aşık oldum.
Gezip görmek adına çok verimli olsa da yemek açısından aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Alabalık çok fazla tüketiliyor ve benim damak tadıma pek hitap eden bir balık değil. Onun dışında yöresel olmayan yemeklerin lezzetinden de memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim. Çok fazla restoran araştırıp gitmedik, ama yakınlarda yemek yediğimiz yerlerden pek memnun kalmadık. Yani gezinin yemek ayağı bizi mutlu edemese de doğal güzellikleri görmek güzeldi.
2- İzmir / Muğla / Antalya: Kamp atarak, bol km kat ederek yapılan yorucu ama güzel bir yaz tatili. İzmir'de cağnım arkadaşlarımı görerek ve güzelce boyoz (Alsancak Dostlar Fırını), gevrek, kumru (Zeynel Ergin Gevrek Fırını), bomba (Çelebi Unlu Mamuller) yiyerek (sadece bomba için fotoğraf çekmişim ne yazık ki) başlayan yolculuk bayıldığım Ilıca Sahilinde mükemmel bir denize girerek devam etti (Ilıca fotoğrafı da çekmeyi unutmuşum pardon). Akşam bir Alaçatı Çarşı da yapıldı elbette.
Birsen Tezer - Kağıttan Kaptanlar
Kurban - Gülümse
Teoman - Rock and Roll albümü
Anıl Piyancı - Baba Parası
Kendime de sizlere de çok daha güzel bir Eylül temenni ediyorum... 🍀
Bu ay Eylül'de ne yaptım yazısı dışında burada bol bol başka içeriklerle de bir arada olacağımıza emin gibiyim.
Musmutlu bir cumartesi akşamı ve pazar dilemeyi de es geçmeyelim 🌺

.jpeg)
.jpeg)






.jpeg)


.jpeg)




.jpeg)


.jpeg)


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)




.jpeg)
.jpeg)

Yorumlar
Yorum Gönder