Neden Uzun Zamandır Yoktum, Neden Geri Döndüm? Bir "Ben Mükemmel Değilim" Yazısı

     Merhabalaaaar 🍀

    Neden uzun süredir blog aktif değildi ve bundan sonrası nasıl ilerleyecek sorularının cevaplarını da içeren bir yazı ile geldim. Öncelikle buralarda olmadığım süreçlerde hayatımda çok güzel şeyler de oldu, çok korkunç şeyler de yaşandı. Ve ben bir insan olduğum için bunların hepsi olağan. Hatalar da yaptım, çok başarılı da oldum, çok sevildim de nefret de edildim. Bunların hepsi biz insanlar için sonuçta. Bunları bilmişlik taslayarak yazmıyorum, aksine sizin nezdinizde kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Ben bu hayatta mükemmel olmak için her şeyi yapan bir insan olarak duruyorum karşınızda. Her alanda, yaptığım her şeyde mükemmel olmak için delicesine uğraştım ben hep. Farkındalıklarla bu biraz kırılsa da hâlen bitmedi tamamı ile. Üzerinde hâlâ çalıştığım bir konu.

    Ben hep başarılı biri oldum. Belki bazılarınız bu satırları okurken sinir olacak ama bu böyle. Orta okulda başarılı idim, iyi bir liseye gittim, liseyi birincilikle bitirdim, hukuk okudum, üniversiteyi ikincilikle bitirdim, iyi bir ales iyi bir dil puanı aldım, yüksek lisansa da doktoraya da birinci sırada girdim, akademisyen oldum bla bla. Ve bunların hepsi olurken benim içimdeki o "hep en iyisi olmalısın, böylece hayatın daha kolay olur, hata yapmamalısın" diyen ses beslendi, beslendi ve beni büyük ölçüde yuttu. Sonra ben yüksek lisans tezimi yazarken "yaygın anksiyete bozukluğu" teşhisi ile terapiye başladım ve o günden bugüne hayatım yavaş yavaş değişti. Amiyane tabiri ile "salmayı" ben 2021'de terapide öğrendim. İş ve akademik hayatımda daha rahat bir insan olmayı görece başardım. Kendimi tamamen oraya adamadan da işlerimi yapabildiğimi, basamakları tırmanabildiğimi gördüm. Hatta işim dışında başka uğraşlar edindim, bunlara bazen işten de çok zaman ayırmaya başladım. Ama maalesef diğer alanlarda uygulamam o kadar da hızlı ilerlemedi.

    Bugün hâlen terapide üzerine en çok konuştuğumuz konulardan biri benim insan ilişkilerinde de mükemmel olmaya çalışmam. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş olmak vs. değil olay sadece, topluma karşı değil, daha çok kendime karşı mükemmel olduğumun ispatı esas mesele. Kendime hata yapma hakkı vermiyorum. (Bu satırı bile "hata yapma lüksü tanımıyorum" olarak yazdım ilk, sonra silip hak olduğunu fark ettim, varın buradan hesap edin.) Yanlış bir insana mı güvendim, kötü biri ile yakınlık mı kurdum, aman Tanrım nasıl olabilir bu ya? Nasıl görmem, nasıl fark etmem, nasıl anlamam? Yoksa, yoksa ben mükemmel değil miyim? Sana bir haberim var Tuğçecim, evet mükemmel değilsin. Belki de hayatın boyunca bunun için çırpındın ama mükemmel değilsin, hiçbir zaman da olmayacaksın. Bu gerçekle barışıp hayatı kendine zindan etmemeye ne dersin peki? Kimseye olmadığı gibi inan kendine de mükemmellik borcun yok. Birçok şeyi iyi yapıyor olabilirsin, e bunun karşılığında bazı şeyleri de kötü yap, hatta yapama. Hataların oldu, olacak da, bundan alman gerekeni alıp devam et. Hayat biraz da deneme yanılma parkuru, denediğin her şeyi o kadar da planlama, yanıldığında o kadar da kendine yüklenme. İnsan olarak gönderildin bu dünyaya, tanrı olarak değil.

    Bu yolda kendime en büyük iki desteğim terapiye gitmem ve yogaya başlamam. Burada daha önce de terapiye gittiğime ilişkin konuşuldu ama yoga hiç konuşulmadı. Çünkü tam da bu buraya yazmayı bıraktıktan sonra başladım. En son Şubat 15'te yazmışım buraya, Martta da yogaya başladım. Kendime yaptığım gerçekten en büyük yatırımlardan biri. Burada tutup da herkesin arama motorunda bulabileceği yoganın fiziksel ve mental sağlığa ilişkin faydalarını sıralamayacağım, kendime özgü kısımdan söz etmek istiyorum. 

    Yogada mükemmellik yok. Ya da yogada her şey mükemmel. Nereden baktığınıza bağlı. Ne isek o olarak da tamız, hiçbirimiz eksik değiliz ya da eksikliklerimizle tam olarak biziz. Yukarıdaki satırları okuyarak buraya indiğinizde bunların hepsinin benim için kabullenilmesi ne kadar zor bakış açıları olduğunu hemen anlamışsınızdır. Nasıl ya, burada mükemmel olma çabası yok mu? Başarılı - başarısız ayrımı nasıl yapmıyoruz yogada? Bir pozu yapmak başarı olmadığı gibi yapamamak da başarısızlık değil mi, bu nasıl mümkün olabilir? Nasıl sonuçtan çok süreç, o gidilen yolun kendisi önemli olabilir? Yıllardır o tanıdığım, inandığım, toplumun da "sen başarılısın, bunu" diye beslediği o iç sesim, o mükemmel olma çabalarım, o değer yargılarım tepetaklak oldu başta. Kabullenemedim böyle bir dünyanın varlığını. Eski inançlarım başta devreye girdi, bazı pozları yapamadığımı görünce yogayı da bırakmayı düşündüm birkaç kez. Ama hem yolu beraber yürüdüğüm canım eğitmenim sayesinde hem de bunca zaman biriktirdiğim farkındalıklarla kaçmadım, içinde kaldım ve dönüştüm. Mükemmelliğe ilişkin bakış açım o kadar değişti, kırmızı çizgilerim o kadar esnedi ve bu bana o kadar iyi geldi ki.

    Bir diğer başlık da benim "destek alamamam" üzerine. Bu da terapide çok uzun dönem gündemde oldu. Ben poşet ağır diye yardım istemem bir şekilde taşırım. Bu işi yetiştirmekte zorlanıyorum diye yardım talep edemem, gerekirse uykumdan kısar ve o işi yetiştiririm. "Ben bunu yapamıyorum" cümlesi hayatımda ağzımdan en zor çıkacak cümle belki de, o yüzden her şeyi tek başıma yaparım. Destek almam, o işi mükemmel yapamadığım anlamına gelir çünkü. Ve ben bir şeyi ya mükemmel yapmalıyım ya da hiç yapmamalıyım. Ama gel gör ki yoga burada da benim esnememe yardımcı oldu (hem fiziksel hem manevi bu arada ehehe). Eğitmeninden, bloklardan, kemerden, hamaktan destek almak; şu an zorlandığın pozlarda onlar sayesinde derinleşmek ve bu aldığın desteklerin sana ne kadar iyi geldiğini görmek. Yogada aldığım destekle destek almanın hayatta kötü bir şey, bir başarısızlık değil, aksine hayatı kolaylaştıran ve insanlarla daha derin bağ kurmana yardımcı olan bir husus olduğunu fark ettim.

    Blog yazılarını bırakmama gelince, kendime her ay en azından bir yazı çıkarmak gibi yersiz bir sorumluluk yükledim. Sonra bazen hayat hengamesinin buna izin vermediğini, o ay "mükemmel" bir yazı yazamayacağımı fark edince de komple bıraktım burayı. Yani tipik Tuğçe hareketi, "ya mükemmel yap ya da hiç yapma", ya hep ya hiç, ya siyah ya beyaz. Ama dedim ya, değişiyorum,  dönüşüyorum ve bu yaşadığım sürece devam edecek. Madem mükemmel olmadığımızı kabul ediyoruz, madem gri de mümkün hayatta, dedim ki o zaman blogum için mükemmel olmayan yazılar da yazabilirim. Üzerinde günlerce çalışmadan, materyal toparlamadan, saatlerimi vermeden, tamamen içimden geldiği gibi spontane şekilde de yazabilirim. Ve bu yazı çıktı işte. Umarım beğenirsiniz, ama unutmayın ki mükemmellik vadetmiyorum artık :) Bloga bundan sonra yazı gelir, ama bunun planlı programlı zamanı ya da net bir konsepti yok artık. Ben yazmak isteyip buna hazır hissettikçe gelecek. Ama ufak bir itiraf, çok özlemişim buraya yazmayı. Sevgiler 💜

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER