Düşünseli 15.02 - 00.08
Bu yazı hazırlıksız, plansız, anlık içten geldiği gibi.
Yayın linkini falan da paylaşmayacağım sosyal medyalarda. İç dökümü olarak burada kalsın, arada buraya yeni yazı geldi mi diye bakanlar olursa onlara sürpriz olsun. Zira bu sefer kimseye değil, kendime ulaşmak niyetim.
Belki zor değil ama yorucu zamanlardan geçiyoruz. Yaş ilerledikçe düştükten sonra kalkmalar, baştan başlamalar daha zor geliyor. Mümkün biliyorsun, ama mümkünler gözünde büyüyor. Neler neler sığdırdık bu ömre diyorsun, inancın var, ama yine de az uzaklaşsak, hiçbir şey yapmasak diyorsun. Sorumluluklar yakanı bırakmıyor ama, iyi olmanı istemiyor gibi önüne engeller çıkarıyor. Fakat bir yandan da yıllardır sana iyi geldiğini bildiğin şeyler var, tutunmak istiyorsun onlara.
Kurduğun hayalleri düşünüyorsun, çocukluktan beri. Malum biz severdik çocukken bol bol hayalleri. Bir kısmını yaşadık, yaşıyoruz ve o anlarda küçük Tuğçe içi içine sığmayan gülücükler atıyor içimde, duyuyorum; gözleri ışıldıyor, görüyorum. Ama bazen de yıkıldı başımıza inandığımız şeyler. Olabilir. Gözümüzü kapatıp üflediğimiz mumlar, ağaçlara astığımız kurdeleler, yıldız kayarken yetişsin diye hızlıca sıraladığın o hayaller elinde patlamış olabilir. Hayat bu, elbet mümkün.
Belki çok hata yaptık, belki de çok fazla inandık. Ama hangisi olursa olsun kızmıyorum sana Tuğçe, olması gerektiği için oldu, olması gerektiği için olacak. Bugün ve daima sana söz veriyorum, 28 yıldır yaptığımız gibi el eleyiz her zaman. Doğrularınla, yanlışlarınla, eksilerinle, artılarınla, kırmızı çizgilerinle, kendine özgülerinle seni çok ama çok seviyorum canım Tuğçe.
Yorumlar
Yorum Gönder