Uzuun bir aradan sonra merhabalaaar 🍀
Yine neler okudum ettim elbette yazının devamında paylaşacağım ama öncesinde kısa bir iç dökümü diyelim. Doktora yeterlilik sınavı çilemden önceki yazılarda da bahsettiğimi anımsıyorum, şükür başarı ile tamamlandı. Ancak son aylar biraz fazla derse kapandığım için pek fazla kitap - dizi - film yapamadığımdan içerik üretebilecek bir birikim olmadı, olduğu kadar 3 aylık bir paylaşım yapmaya çalışacağım. Ama bu sayfada hep dürüst olduğum için tek sebebin bu olmadığını açıkça ifade edebilirim. Bir şeyler oluyor içimde ama tam da anlamlandıramıyorum. Akışa bırakmayı tercih ettim, kendime sadece eşlik ediyorum diyelim. Belki yaş gereği belki bilemediğim birçok başka sebebin toplamı ama ben değişiyorum. Bazı taşlar yerine oturuyor belki ama bazı taşlar da paramparça oluyor. Sonucun güzel olacağını ummaktan başka elimden gelen pek bir şey de yok. Sanki huzura giden yolda dehşet bir huzursuzluk içindeyim. Yer yer yardım mı alamıyorum çevremden acaba diye düşündüm başlarda ama hayır, kimseyi suçlamak doğru değil, bilerek kendi başıma almam gereken bir yol bu belli ki. Dönüşümüm kendi içimde olup bitecek gibi duruyor. Bu konuya ilişkin daha derli toplu çıkarımlar yapabilir isem uzun uzun yazarım ama şimdilik ben de sadece deneyimliyorum. Ama bu deneyimde kendimin elinden tutmak, yardımcı olmak adına okumaya, izlemeye, dinlemeye devam edeceğim. Umarım böylece burada daha sık buluşuruz...
NELER OKUDUM?
- Robert Lindner - 50 Dakikalık Seans: Terapi odası hikayelerine bayıldığım malumunuz. Bu kitapta da psikanalist Lindner'ın seçtiği 3 hastası ve terapi sürecine tanık oluyoruz. Bu türün severleri için kaçırılmaması gereken açıklıkta bir kitap. Alıntılar fazla paragraf şeklinde ve bilimsel olduğundan bu kitaba dair tek ve kısa bir alıntı ile yetiniyorum.
"İnsanlar, zihinleri ve dünyaları fantastik yapılarla şekillenen eşsiz yaratıklardır."
- Matt Haig - Gece Yarısı Kütüphanesi: Çok satanlar, herkesin okuduğu bir kitap gibi standart bana özgü sebeplerle okumayı bile isteye geciktirdiğim bir kitap. Ama haksızlık etmeyim fiyasko çıkmadı. SPOILER ALERT! Paralel evrendeki hayatlarını merak edip, o hayatlarda kesin daha mutlu olurdum zannedenlere tokat gibi bir cevap amaçlamış belli ki sevgili Haig SPOILER BİTTİ! Rahatlama Kitabı'nı da sevmiştim yazarın ama o kurmaca olmadığı için aynı kefeye konmamalı diye düşünmüştüm. Ancak bu kitaptan sonra yazarın diğer romanlarına da şans vereceğim.
"Kömürün de, elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak, kömürseniz kömür kalırdınız. Belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu."
"Evren kaostan ve entropiden besleniyordu."
"İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi."
"Öngörmek kolay değil, ha? Bizi nelerin mutlu edeceğini?"
"Çünkü Nora, bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır."
"Pişmanlıklar kaybolup gitmezdi. Sivrisinek ısırığı gibi değildiler. Sonsuza kadar kaşınırlardı."
"Yaşamadığımız onca hayatı düşünmek, insanı delirtebilir."
"Hayatta ne kadar dürüst olursan ol, insanların ancak kendi gerçekliklerine en yakın olan şeyleri görebildiğini Nora artık anlamıştı."
"Yaşayamadığımız hayatların yasının tutmak kolay."
- Doktor Debi - Pratik Manyetizma ve Hipnotizma: Anlatmamın gerçekten aşırı güç olduğu incecik bir kitap. Hipnoz altında olmak, hipnozun kullanılabileceği aslında bir kısmı da pek etik olmayan alanlar üzerine meraklılar göz atabilir, zaten tek oturuşta bitirilir cinsten. 'Ben ne okuyorum ya' deme garantili.
"İnsan varlığını ve nerede olduğunu anlamaya başladığında işte buna da uyanmak denir."
"Hipnotizma yapay yoldan olan uyurgezerliktir."
"Kanımca bir şeyin aslını bulmadan, bilgi edinmeden yadsımak, akıllı bir insana yakışmaz."
- Çağla Özden - Aristoteles Hayatı Bir Şölen Sofrası Gibi Bırakmalı, Ne Susuz Ne de Sarhoş: Aristoteles üzerine detaylı okumalar sonucu hazırlanan, canım Çağla'nın muazzam emeğinin ürünü olan bu minik eser kesinlikle bir oturuşta soluksuz okunur. Yıllar sonra birçok alanda Aristoteles'i bana anlaşılır kıldığını itiraf etmeliyim. Destek Yayınlarının bu minik eser serisine de devam etmekte kararlıyım. Alıntılar canımın içi Çağla'nın kaleminden 💜
"İçimizdeki çöpleri başkasının hayatının tam ortasına bırakabiliyoruz."
"Fonda mutlaka güzel bir şarkı çalıyor, bizler de o müziğin eşliğinde başkalarını yargılıyoruz."
"Bazen varlığını unutsak da hayatımızın her alanında bizimle; irademizin farkına varır ve onu yönlendirmeye başlarsak yaşantımızda birçok şeyin değişmesi kaçınılmaz."
"Bizim çağımızın laneti de bu: Hep daha fazlası için hiç durmadan koşmak."
- Antonio Tabucchi - Fernando Pessoa'nın Son Üç Günü: Pessoa'nın tüm Türkçeye çevrilmiş eserlerini bu blogdan çok önce okuduğum için belki bahsi geçmemiştir ama ben büyük bir Pessoa hayranıyımdır. Bu yüzden Everest'in Açık Hava serisinin Pessoa ile ilgili bu minik kitabını hemen temin edip okudum. Bir adet daha Pessoa'ya ilişkin kitap var bu seride, onu da kısa zamanda okuyup burada bahis konusu yaparız diye planlıyorum. Bu kitapta Tabucchi Pessoa'yı ölmeden önceki üç gününde kendi yarattığı yazar kimlikleri ile vedalaştırıyor ve biz Pessoa hayranlarına muhteşem geriye dönüşler yaşatıyor. 55 sayfacık bu mini kitabı Pessoa sevenler hemen okumalı.
"Ama yaşam benden ve aşkımdan daha güçlüydü."
"Bütün yaşamın boyunca sana eşlik edeceğim, çünkü yaşam bir deliliktir, sen de deliliğin nasıl yaşanacağını öğreneceksin."
"Yaşamı çözmek mümkün değil, diye karşılık verdi Pessoa, asla soru sormamak, asla inanmamak gerekir, her şey giz içinde."
"Artık yeter, sevgili Antônio Mora, benim yaşamım bin yaşam demekti, yorgunum şimdi."
- Hayat Okulu (The School of Life) Serisi: Alain de Botton öncülüğünde hazırlanan bu serinin Türkçeye çevrilen her kitabını havada kapıyorum resmen. Şu an 7 kitap Türkçede (Gönül Yarası, Aşkı Bulmanın Yolu, Neden Yanlış Kişiyle Evleneceksiniz, Tartışmalar, Kendini Tanımak, Özgüvene Dair, Sakinlik), ancak devamının geleceğini düşünüyorum. Çünkü üretken bir okul olarak YouTube kanallarında da pek çok konuyu işlemeye devam ediyorlar. Özgüvene Dair!i henüz okuyamadım ama kalan 6 kitaba ilişkin alıntılar aşağıda yer almakta. Alain de Botton felsefesine aşık bir insan olarak bayılarak okuduğum bir seri olduğunu söylememe gerek dahi yok sanırım. Bloga yazı yazmadan çevremde en az 5 kitapsever arkadaşıma şiddetle önerdiğim ve geri dönüşleri de en az benim kadar etkilendiklerini gösteren bu seriye blogumda yer vermeden tabi geçemem. Burayı paragraf paragraf alıntılara boğmamak için elimden geleni yapacağım 😅 Her bir kitaptan olan alıntılar fotoğrafın üstünde kalanlar olacak, bilginize...
"Bizi diğer insanlardan ayırıyormuş gibi görünen gönül yaramız aslında içten içe bizi birbirimize yakınlaştırır."
"Belirsizliği kabullenmek özgürleştiricidir."
"Çoğumuz tamamen sağlıklı bir aşk ilişkisi yaşayamasak da en az onun kadar yararlı başka bir şey deneyimleyebiliriz: Sağlıksız, travmaya bağlı davranışlarını açıklayan, aşırı öfkelenip başkalarını çok yaralamayan, saçmalıkları için iş işten geçmeden, zamanında özür dileyen insanlara dönüşebiliriz. Zeki ve soğukkanlı bir biçimde, kaygı ya da kaçınma yönüne doğru gittiğini ama durumun üstesinden gelmek için elinden geleni yaptığını, birazdan normalleşmeyi umduğunu birbirine söylemeyi öğrenmiş bir çiftten daha romantik pek az şey vardır."
"Herhangi bir insanı yakından incelediğinizde sadece düş kırıklığıyla karşılaşırsınız."
"Yaşamak acı çekmektir."
"Birine âşık olma duygusu, nadiren uzun süreli memnuniyetin başlangıcıdır."
"Çocukken sevgiyi nasıl deneyimlediğimiz büyük oranda aşka bakışımızı biçimlendirir. Yetişkinlikte pek farkında olmadan, çocukken sevdiğimiz kişileri bize hatırlatan insanları çekici buluruz."
"İki taraf da karşılıklı olarak öğrenmeyi ve öğretmeyi istemelidir. Aşkın başarısı, öğrenme ve öğretmedeki başarıya bağlıdır."
"Başarılı bir ilişki, karşılıklı olarak birbirimize pek çok şey öğrettiğimiz ve zarif bir biçimde arka arkaya pek çok şey öğrendiğimiz bir forum olmalıdır."
"Harika olduğumuza inanarak değil, herkesin hem iyi hem de kötü olabileceğine dair, ayakları yere basan bir anlayışla kendimize katlanmayı öğrenmeliyiz."
"Hepimiz fazlasıyla kendimize özgü şekillerde deliyiz."
"İyi partnerlik iki çok sağlıklı insan (gezegenimizde bu kişilerden çok bulunmaz) arasındaki birliktelik değildir. İyi partnerlik, kendi göreceli delilikleri arasında tehditkâr olmayan bilinçli bir uzlaşı bulacak beceriye ya da şansa sahip iki kaçık insan arasındaki birlikteliktir."
"Hayatın en güzel zamanları genellikle kısa olur. Mutluluk bütün yıl boyunca kesintisiz sürmez."
"Evlilikler sadece 'yeterince iyi' olabilir."
"Farklılıkları hoş görme potansiyeli, 'doğru' kişiyi gösteren gerçek işarettir."
"Sıradan bir çift, yılda otuzla elli arası büyük tartışma yaşar."
"Çok kötü bir biçimde ve düzenli olarak tartışmamızın başlıca nedeni, kim olduğumuzu başkalarına nasıl öğreteceğimizi öğrenmemiş olmamızdır."
"Dünya bizi pek çok farklı biçimde yaralayabilir."
"Tartışma yaşanmaması, insanüstü bir olgunluğa erişilmesinden ziyade birbirimizi önemsemekten vazgeçtiğimizin bir işareti olabilir."
"Zihnimizin kavrayışının yetersizliği yüzünden kendimizi suçlamamamız gerekir."
"Kaderinin cilvelerinin daimi tutsağıyızdır."
"Düşüncelerimiz sistemli bir şekilde düzenlenip ele alındığında genel sinirlilik hâlimiz yatışır."
"Garip olmak normaldir."
"Endişe gece gündüz peşimizde. Arka planda neredeyse hep vızıldar durur. Belki şu an bile bizimle."
"İlişkilerimizde olduğundan daha kötü davrandığımız bir yer yoktur."
"Romantik ilişkilerin, beklentilerin en büyüklerini yaratma alışkanlıkları vardır."
"Sevdiğimiz insanın benzersiz bir öfkelendirme gücü vardır; çünkü daha fazla beklentimizin olduğu bir başka kimse yoktur."
"Başkalarının istemeden bize zarar vermelerinin nedeni genellikle dışarıdan epey güçlü görünmemizdir."
"İnsan fazla stres altına girmeden ne kadar risk alabilir?"
"İnsanlık dramı büyük ölçüde üzücü. Sahip olduğumuz potansiyelin çoğunu sergileyemeden öleceğimiz neredeyse kesin. Yapabileceklerinizin çoğu keşfedilmemiş olarak kalacak."
Devlet tiyatrolarını kaçırmadığım malumunuz, eğlenceli bir Adana DT oyunu olan Komik Para'yı Nisan ayında izledim.
Yine kaliteli müzikal yönünün yanı sıra güldüren bir İzmir DT oyunu olan Şerbet Hanım'ın Deli Aşıkları oyununu da Mayıs ayında izleme şansı buldum.
Bu sezon galiba tek izlediğim özel tiyatro Mayıs ayında Süt Kardeşler oldu, Uygurları sahnede izlemek tek kelime ile mükemmeldi, gelecek sezon başka bir oyunla yine turneye çıkacakları haberini almak ise keyfimi net ikiye katladı.
KONSER
Live From Kayseri Fest sayesinde aynı sahnede önce Yedinci Ev, sonra Mert Demir ve en son da Teoman dinleme şansı bulduk. Muazzam bir üçlüyü ne yazık ki basık bir otel etkinlik salonunda kan ter içinde dinledik. Yetkililer sesimi duyun lütfen bu festleri açık alanlarda yapalım. Ve acilinden bağımsız bir Yedinci Ev konseri şart oldu, bu konuda da Birkancım lütfen sen duy sesimi.
DİZİ - FİLM
Pek dizi ve film izleyecek fırsatım olmadı ama Gibi 4. sezonu tabi ki takip ettim, sezon finali yine beni benden aldı. Bu dizinin tarihi sezon finallerine ayrı aşığım.
Vizyona girmişken de sinemada elbette bir DC filmi olan The Flash'i izledim. Flash çok büyük hayranı olduğum bir karakter olmasa da filmi sırf Batman için yine izlerdim. Ama hakkını yemeyelim tatmin edici bir DC filmi.
Kardeşimle animasyon izlemek ise yıllardır en büyük zevklerimden, Elemental: Doğanın Güçleri'ni de vizyonda iken izledik. Farklı elementlerin yaşamları, zorlukları konusu çok güzel işlenmişti ve elbette herkesin en temel izleme sebebi ateş & su aşkı.
YENİ MÜZİK RADARIM
Ezhel bize 2 güzel yaz şarkısı hediye etti şükür ki "KONTAK" ve "Oynar"
Göksel - Burda Kalayım
Mert Demir - Gözlerime Bak
Semicenk benim guilty pleasure'ımdır, "Geri Dönemedim", "Pişman Değilim"
Soner Sarıkabadayı da yaz şarkısını takdim etti "Seviyo muyuz?"
İkilem de çok tatlı devam ediyor yola "Kördüğüm", "Aç Bu Şarkıyı"
Canozan tam da Kayseri'nin yağmurlu olduğu zamanda çıkararak yine kalbimden vurdu "ahmakıslatan"
İkiye On Kala - Olmuyo Böyle
Teoman - Aşık Bir Adam albümü; Nilüfer, Sigara, Sevmemeliyiz, Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer, Yine Yazı Bekleriz, Halikarnas, Sevgi şarkılarının Teoman yorumlarını dinlemek bana keyif verdi.
Melike Şahin - "Pençe", "Diva Yorgun"
Kahraman Deniz - Kendimi Bulmak
Bora Duran - Gamsız, güzel bir yorum olmuş
KÖFN - POPSTAR albümü, favorilerim Dün, Aklım Firarlarda, Sen Bu Değildin
KÖFN - Al Aramızdan teklisi
Dolu Kadehi Ters Tut & Selin - Olabilirdik
Gazapizm - Yine Edemedik Dans, günde en az 5 kez dinlediğim yeni Gazapizm şarkısı
Nazan Öncel & Cem Adrian - Saykodelik
Emir Can İğrek - Parti İptal albümü, yine canımıza okudun Emir Can emeğine sağlık ne diyeyim, yürüyüşte açıp açıp tribe düşmeye devam
Mabel Matiz - Aferin
Mabel Matiz & Hello Psychaleppo - Uçkun
Birkan Nasuhoğlu - Bıçak, cidden bana bıçak saplama etkisi veren o şarkı
Birsen Tezer - Kağıttan Kaptanlar albümü
Ahmet Hatipoğlu & Mavi Gri - Sensiz Hayatımın En Kötü Günü
Can Bonomo - Beni Sal
İdil Ateş & Birkan Nasuhoğlu - Seneler Geçti
Cihan Mürtezaoğlu & Deniz Tekin - Derde İhanet Edemem
Tan Taşçı - Yasin Keleş - Tutunamıyorum
Kendimden Hallice - Yüzümün İzlerini Takip Et
HEPİMİZE MUTLU, HUZURLU BİR TEMMUZ DİLİYORUM
GÖRÜŞMEK ÜZERE 🌹
Yorumlar
Yorum Gönder