Seeelamlaaar,
En sevdiğim formatlardan biri olan bu ay ne yaptım ile geldim şükür. Ağustosu nerede ise ortalamış iken yazabildim ama olsun. Temmuzda da yine fazla çalıştım, o sebeple dolu dolu bir içerik değil ama kendime söz verdim, bir nevi aylık muhasebe olan bu yazıyı elimden geldiğince, az içerik de olsa yazacağım. Yıllar sonra dönüp bu bloğa baktığımda bu zamanları en azından "neden okuyamamışım ya" diye bile olsa hatırlamak istiyorum. Spotify'dan jazz çalma listem açık, enerjimiz yüksek, o zaman başlayalım.
Seyahat: Temmuz ayında hep Kayseri içi kısa, günübirlik seyahatler yaptım. Develi Elbiz tarafına gidip ağaçlar içerisinde güzel bir park alanı olan restoranda cıvıklı (yöresel bir çeşit etli ekmek diyerek bilmeyenlere özet geçeyim) yedim. Ara ara gittiğim bu yeri hem yeşil olduğu hem de yemek lezzetleri ve fiyatları memnun ettiği için seviyorum.

Aynı günün devamında aralarında çok da mesafe olmadığından ve ben de daha önce gitmediğimden merak ettiğim için Soysallı tarafına geçiş yaptık. Ve ben yeşil ve su bileşimi olan birçok yer gibi doğanın bu mucizesine de aşık oldum. Ücret karşılığında piknik alanını kullanmanız ya da çay kahve, büfe hizmeti almanız mümkün. Ama biz kahveleri evde demleyip termos ve kamp sandalyeleri ile geldiğimiz için, büfeden ayrıca birer dondurma alıp, biraz daha ilerleyip ücretsiz alanda oturmayı tercih ettik. İlk fotoğraf ücretli alan girişinden, diğer fotoğraflar ise ücretsiz alanda görüş açıma giren güzellikler.
Daha öncesinde de ziyaretlerim olan Kuşçu Barajına da yine kahvemi demleyip gittim. Kayseri'de deniz kenarında gibi hissedebildiğim yegane yer olduğundan benim için ayrı güzel bir yer, burada güneşi batırmak mükemmel manzaralara tanıklık ettiriyor.
Son olarak da uzun zamandır merak ettiğim Koramaz Vadisine yürüyüşe gittik. Yürüyüş parkurları çok uzun, tamamen vadi içerisinde mükemmel bir yürüyüş imkanı veriyor. Biz bir süre sonra acıkma faktörü de eklenince pes edip geri döndük. Kaytur'a ait Koramaz Restoran'da yeşil bir bahçede, güzel ve Kayseri ortalamasına göre uygun fiyatlı bir kahvaltı yaptık.
Seyahat konusu ile ilgili hâlen son kez Haziran ayında ziyaret ettiğim Kapadokya'nın yazısını yazmadığımın üzülerek farkındayım, sözünü burada tekrar vererek en kısa zamanda yazacağımı umuyorum.
Kayseri İçi Yeni Mekan: Yeni açılan The Hunger'ı ziyaret ettim. Kayseri'ye yeni bir soluk getirdiği için mutluyum ama bu tip zincir yerlerin şubeleri açıldığında fiyatları beni ne yazık ki üzüyor. 4 kişi gidip 2 kutu tercih ettik, fiyatlar can sıksa da aşşırı lezzetli idi.
Yeni Deneyim: Reformer pilatese başladım vee aşşırı mutluyum. Uzun zamandır istiyordum ama yeni fırsat yaratabildim. Bir süredir düzenli spor yaptığımı sanan ben için her seans sonrası başka bir bölgede dehşet kas ağrıları şok edici oldu. Spor yaptığımı zannederken aslında birçok kasımı hiç çalıştırmadığımı gördüm. Ama reformer pilateste bacak hareketi yaparken dahi kol, sırt, karın kasları gibi birçok kas birlikte çalışıyor. Muazzam bir güçlenme ve postür düzeltme imkanı. Ayrıca benim gibi denge sorunu yaşayan insanlar için denge kazanma konusunda da çok fayda sağlıyor. Yolun daha çok başında olsam da gelişmelerden aşırı memnunum.
Kitap: Bu ay ne yazık ki yazının başında da belirttiğim üzere çok kitap okuyamadım. Çok merak ederek bir hocamdan ödünç aldığım (çünkü ne yazık ki baskısını bulmak zor) Jason Webster - Flamenkonun İzinde Duende kitabını okudum. Kitap gerçek bir hikayeye dayanıyor, Oxford mezunu ve gelecek vaat eden akademisyen Jason her şeyi bırakıp bir tutkunun peşinde İspanya'ya gider ve olaylar gelişir. Bir yerden tanıdık geldi mi? Bana muhtemel sonum mu acaba dedirtti :) Kitap İspanya'dan ve flamenkodan muazzam bilgiler sunmasının yanı sıra aşk, arkadaşlık, tutkunun peşinden gitme, hayal kırıklığı gibi enfes temalar da barındırıyor. Böyle bir kitap için, okurken kendimi İspanya'da gibi hissettirdiğin için teşekkürler Jason.
"İlişkiler insana en ummadığı zamanda geliyor, ya da onu düşünmediğin zamanda. Senin farkına varmadığın bir kaynaktan beslenip sana ulaşıyorlar."
"Aynı saplantıyı paylaşan insanlar bir araya geldiğinde başka bir şey konuşulacağını ummak saçmalık diye düşündüm."
"Her zaman öteki idim, her zaman dışarlıklı idim. Kabul etmesi zor ama öte yandan şimdi düşündükçe insanı bir anlamda özgür kılan bir şeydi. Dışarıdan biri belki hiçbir zaman tam anlamı ile kabul edilmez ama farklı olma, hatta kendisi ile ilgili bir şeyler yapabilme özgürlüğüne sahiptir. Beni flamenkoya çeken de bu olmamış mıydı? İçimde bir şeyi serbest bırakmak, kendimi bir anlamda özgür kılmak."
İspanya kültürüne girmiş iken devam etme ve kafam yoğun olduğu için yormayacak soft bir şeyler bulma arayışı beni kitaplığımda yer alan ama ne zaman aldığımı dahi hatırlamadığım Elena Armas - İspanyol Aşk Aldatmacası'nın önüne götürdü. İçinde az biraz İspanyol kültürü, düğünü izleri barındırsa da temelde Hande Erçel & Kerem Bursin ikilisinin başrollerde olduğu bir yaz dizisini okumak gibiydi. Her zaman kaliteli şeyler okunmuyor ne yazık ki, kafa dinleyip aynı zamanda da kitap okuyabilmek için adına aldanıp almışım diyelim ve bu bahsi kapatalım. Aşk hikayesi okumayı sevenlere asla lafım yok, yanlış anlaşılmasın, sadece benim pek tercih olmuyor.

Dizi: Hep parça parça izlediğim için hangi sezonda kaldığım konusunda ikilem yaşadığım, hazır Haziranda 5. sezon gelmiş, Eylülde de devamı gelecek iken baştan bir Rick and Morty izledim. Netflix 12 Ağustosta kalkacağını haber verince henüz 4. sezonda iken sinir krizi geçirsem de sanırım vazgeçtiler, çünkü hâlen platformda mevcut. Kendime bu ay iki de lisanslı Rick and Morty tişörtü hediye ettim, değme keyfime, aynaya baktıkça mutlu oluyorum. Dizinin ironik mizahı hepimizin malumu. Ama alt metinlerde yer alan aile, ebeveyn olma, ABD'ye bakış açısı, aile terapisi, duygular, zeka gerçekten özenilecek bir şey mi gibi mesajlar beni çok etkiliyor, yani diziyi sadece bir mizah olarak görmüyorum. Hepsinden de önemlisi sınırsız sayıda evrenin ve olasılığın dizideki varlığı bana kendi hayatlarımızı, dert edindiğimiz şeyleri o kadar da önemli görmeme konusunda muazzam bir motivasyon sağlıyor. Yine dizide yer alan bir sürü yaşam formu bana toplum kuralları diye dayattığımız şeylerin, güzellik algılarımızın geçerliliğini sorgulatıyor. Özetle B-A-Y-I-L-I-Y-O-R-U-M bu diziye.

Film: Çılgın Hırsız ve Minions hayranı olarak (ben bir kaliteli animasyon sevdalısıyım arkadaşlar) kardeşimle elbette Minions 2: The Rise of Gru izledim. Seriyi sevenleri üzmeyecek, beni epey güldüren bir Gru'nun çocukluğu filmi.
Bu platformda sık sık Marvel eksikliğim olduğunu, ama sonradan merak sararak yavaştan tamamladığımı dile getiriyorum. Thor: Love and Thunder izlemek için de gitmeden evde Thor, Thor: The Dark World, Thor: Ragnarok izleyip gittim. Ve bir Marvel karakteri ile daha yıldızım barıştı.
İşlerim biraz yoluna gidince kendime seriyi izleme sözü verdiğim, eskiden neredeyse her yıl bir kere izlediğim hâlde uzun zamandır izlemediğim için kendimi ödüllendirdim ve Pirates of The Caribbean serisinin 5 filmini arka arkaya izledim. Özlem gidermek iyi geldi. Captain Jack Sparrow 💜
Netflix'te Temmuz ayında üst sıralarda yer alan bir animasyon olan The Mitchells vs The Machines teknolojinin bizi sürüklediği belki de baya korkunç bir sonu ele alan ve ergenliğe, aileye bakış açısı ile tatlı bir mola niteliğinde bir film oldu benim için.
Podcast: İlgimi çekip takip edilenler arasına aldığım ama bir türlü başlamadığım podcastlerden biri olan Deniz Dülgeroğlu'nun Merdiven Altı Terapi'sine bu ay artık müzik dinleyerek yürümekten sıkıldığım bir gün başladım ve o günden beri yürüyüşlerimin -o farkında olmasa da- yeni arkadaşı oldu. Özellikle anksiyete ortak noktam olan Deniz'in yıllar süren terapi deneyimi sonrasında hayata, duygu ve durumlara bakışı benim baya ilgimi çekti. Mizahı da aşırı hoşuma gittiği için bırakamadım ve 2 Şubat 2020'de başlayan podcastin 2022 bölümlerine geldim. Dinlemeye devam ediyorum ve ısrarlı bir şekilde tavsiye ediyorum.
Yeni Müzik Radarı: Mavi Gri -Yanlış Liman
Mavi Gri & Ahmet Hatipoğlu - Ölümle Yaşam Arasında
Büyük Ev Ablukada - Yangın Akvaryum
Buray - Girdap (yaz enerjisi ile Buray'ın diğer şarkılarını da baya dinledim bu ay)
Kendimden Hallice - Kötüsünü Kendime Yaptım
Ezhel - Nerdesin
Emir Can İğrek - facia
Gazapizm - İzaf (Gazapizm sen benim öfkemin, isyanımın dile gelmiş sesisin 💟)
Canozan - Üzdünüz Beni
Sedef Sebüktekin - Uyu
Güncel Gürsel Artıktay - Yanarsın
En içten sevgilerim, güzel bir Ağustos ayı dileğim ile...
Keyifli bir cumartesi olsun hepimiz için 🍀
Yorumlar
Yorum Gönder