MAYIS - HAZİRAN 2022 HESABI

      Merhabalar, 
    Bayadır buralarda yoktum. Akademik anlamda fazlası ile yoğun olduğum iki ayı geride bıraktım. Fazlaca üretimde bulundum ama sorumlulukların fazlalığı beni biraz boğmadı desem de yalan olur. Akademiyi seviyorum, her zaman hayalini kurduğum mesleği yapıyorum. Ama öğrenci - hoca çatışması bazı dönemlerde zorluyor. 2 buçuk ayda ödev olduğu için 7 makale çıkardığım, bunların büyük kısmını sunduğum, 2 sempozyuma bildiri ile katıldığım, verdiğimiz dersler için final ve bütünleme sınavları hazırlayıp okuduğum, yıllardır ertelediğim ehliyet işine kalkıştığım, 20'ye yakın sınav gözetmenliği yaptığım ve bunların dışında da ufak tefek idari işlerle boğuştuğum bir 2 ay geride kaldı. Bedenen ve zihnen çok yoruldum. Ve bu yorgunluğu atmak için ne yazık ki sadece 2 haftam var. Başkaca sorumluluklar ve önümde büyük bir dağ gibi beliren doktora yeterlilik süreci beni beklemekte zira. Ancak bunca yorgunluğun yanı sıra beni hep daha da hırpalayan şey sevdiğim aktivitelerden uzak kalmak oluyor. Böyle yoğun süreçlerde ne yazık ki hep uykumdan, kitap okumaktan ve dizi - film izlemekten fedakarlık yapmak zorunda kalıyorum. Bunlara aşık olduğumdan eksiklikleri beni mental olarak çok zor durumda bırakıyor. Anksiyete sebebi ile aldığım psikoterapi sonucunda artık tamamen sevdiğim şeyleri bırakmamayı öğrendim. Yine de bu bilinçlenme ne yazık ki ilk feda edilebilir noktaların onlar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Eskiden yanlış yaptığım gibi tamamen bir kenara atmıyorum belki ama çok bariz bir azalma yaşanıyor hâlen maalesef.
    Bu yoğun süreçte iki minik seyahat gerçekleştirdim, İstanbul ve Kapadokya. Asla uzmanlık iddia ettiğim bir alan değil ancak nerelere gittim, ne yaptım, ne yedim temalı ayrı iki yazı planı var kafamda, umarım kısa sürede tamamlayacağım. Planlı seyahat etmeyi seven bir insan olduğumdan belki benim gibilere plan yapmakta yardımcı olur bu yazılar 🌸
    Yazmayı çok özledim. Kısa sürede bu blog benim için büyük anlam ifade eder olmuş, uzak kalınca fark ettim. İçimde biriken bazı şeyleri burada yazarak ifade etmek bana çok iyi geliyor, sizleri özledim 💜
    Kitap: Çok çalıştım, bir miktar gezdim ama ne yazık ki pek okuyamadım. Tamamlayabildiğim tek kitap Alejandro Zambra - Eve Dönmenin Yolları oldu. Zambra sevdama aşinasınız, bu kitabı ise okumamıştım, yani bu bir tekrar okuması değildi. Sıfırdan Zambra tadı almak çok müthişti. Ve bu kitap beni yer yer sarstı. Bir deprem sonrası ailelerin bir araya toplanması ile başlayan kitap bizi çocukluktaki o ilk aşka, o aşk ile yıllar sonra karşılaşmaya, ebeveynlik kavramına, ebeveynlerimizle aramızdaki o ilişkiyi sorgulamaya, evden uzaklaşmak ve o eve geri dönmeye, yazmaya, kendini bulmaya ilişkin çok keskin konulara sürüklüyor. Çok net bir şekilde tavsiyem olan bir Zambra kitabı daha. Bir Zambra klasiği olarak kitap yalnızca 146 sayfa. Belki size tatlı bir bayram okuması şansı verebilir.


    "Ama bence o akşamüstü asıl onlar kaybolmuştu. Çünkü ben eve dönmeyi biliyordum ama onlar bilmiyordu."
    "İngilizce öğretmeni tipini, bir İngilizce öğretmeninin tipinin nasıl olması gerektiğini düşündüm. Annemi, babamı aklımdan geçirdim. Şöyle düşündüm; bizimkilerde ne tipi var? Aslında anne babamızın bir tipi olmaz. Çünkü onlara doğru dürüst bakmayı asla öğrenmeyiz."
    "Akıcı bir konuşma değildi. Birbirini çok iyi tanıyan ya da çok az tanıyan insanlar arasında geçen tarzda konuşmalardandı. Bir arada yaşamaya alışmış ya da birbirini hiç tanımayan insanlar."
    "Şimdi son yıllarda yaptığım en iyi şeyin sürüsüne bereket bira içmek ve bazı kitapları kendimi adayarak, tuhaf bir sadakatle, sanki içlerinde bana ait bir can, kadere dair bir iz varmışçasına yeniden okumak olduğunu düşünüyorum."
    "Okumak yüzünü kapatmaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek."
    "Ben büyüyünce bir anı olacaktım."
    "Pek bilmiyordum ama en azından şunu biliyordum: kimse kimsenin adına konuşamaz. Çünkü her ne kadar bir yabancının hikâyesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikâyemizi anlatırız."
    Bir kitaba daha başladım Haziran ayında ancak tamamlayamadım, Temmuz ayında tamamladığım için Temmuz yazısında anlatmayı tercih ediyorum.

    Tiyatro: Bursa Devlet Tiyatrosunun heyecanı yüksek oyunu Akşam Yemeği'ni 26 Mayısta Kayseri'de izleme şansına sahip olduk. Suç, suçluluk, ebeveyn ve çocuk ilişkileri, dışarıya mükemmel aile resmi çizmeye çalışmak, akrabalık ilişkileri, güven, ebeveynlerden çocuklara aktarılan kusurlar gibi sorgulamaya çok açık ve temposu iki perdede de yüksek güzel bir oyun.



    Dizi: Herkes gibi Netflix'in meşhur işi Erşan Kuneri'yi elbette ben de izledim. Olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlar da boldu, çeşitli polemikler döndü vs. ama şahsi fikrim eğlenceli bir işti. Cem Yılmaz'ın eski Türk filmlerine atıflarını seven biri olarak beni güldürdü. Cem Yılmaz'ın hiçbir zaman bize komedi dışında vaatte bulunduğu bir şey olmadığına inandığım, her zaman bel altı esprileri sevdiğini bildiğim için Cem Yılmaz çok bozdu diyemeyeceğim. Büyük bir beklenti ile izlemedim ama güldüm. Özellikle büyük esprilerden ziyade aralara serpiştirilmiş, belki birçok kişinin dikkatinden kaçacak kadar küçük esprilere ben daha çok güldüm diyebilirim. Ayrıca alaylı oyuncu - eğitimli oyuncu, porno oyuncusu - sanat filmi oyuncusu ayrımları bence çok sağlam bir tema idi, hatta görüşüm yapımda bu kısım daha da fazla vurgulanabilirdi. Cem Yılmaz'ı her zaman çalıştığı isimlerin yanı sıra yetenekli başka isimlerle bir arada görmek de güzeldi bence.



    Film: Elbette dört gözle beklediğim Doctor Strange in the Multiverse of Madness'i sinemada 2 kez izledim. Strange hayranlığım objektif yorum yapmam önünde bir engel olsa da tam bir Marvel görsel şöleni ibarem gayet nesnel bir yorum olacaktır. Senaryo ve oyunculuklarla da beni gayet tatmin etti. Ancak 2. post-credits sahnesi tam bir facia idi, bizimle dalga geçildiğini düşünüyorum, beklediğim için aşırı pişman oldum ve giden herkesi uyardım. İlkini izle, 2. post-creditsi gel sor söyleyeyim dedim ve sözümü dinleyen herkes bana teşekkür etti. Devam filmini yine heyecanla bekliyorum.


    Konser: Bahar şenliklerinde Manga ve Feridun Düzağaç, belediye konserlerinde Gece Yolcuları ve İkilem dinleme şansım oldu. Kayseri'de ücretsiz konserlere pek aşina değiliz, çeşitli sıkıntıları bünyesinde barındırsa da farklı bir tat aldım diyebilirim gayet. Umarım devamı gelir. İkilem dışında diğer üç konser daha çok çocukluk ve ergenlik yıllarımın şarkıcıları olduğu ve daha önce de hiç sahnede dinleme imkânım olmadığından nostaljik, farklı bir tat yaşadım konserlerde, benim için ilginç bir deneyimdi.

    Yeni Müzik Radarı: İki ayın birikimi olduğundan muazzam bir radar ile geldim size, hem bol bol tekli hem de albüm içeren;
    İkilem - Geçemem Senden
    Gazapizm - Dünya Bu
    Can Güngör - Genetik
    Teoman - Kalbin Yok Mu coverı
    Dolu Kadehi Ters Tut- #27, Bir Bildiğin Vardır
    Mine Özgüle - Korku
    Emir Can İğrek - Kafa Tatili
    İkiye On Kala - Yine Bi Hastane Acilinde
    Nova Norda - Güm Güm
    Ko Shin Moon & Melike Şahin - İsyan
    Bağzıları -Heykel
    Doğan Duru - Kafesine Uçan Kuş albümü
    Sagopa Kajmer - Kağıt Kesikleri albümü
    Evdeki Saat- Huzursuzluğun Meyvesi albümü
    Lalalar - Bir Cinnete Bakar albümü

Herkese iyi bayramlar dilerim...🍀

Yorumlar

  1. Cok keyifli ve faydali bir yazi olmus. Yararlandim. Tesekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana, güzel yorum için ben teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER