BİR KÜÇÜK İSTANBUL MACERASI

      Merhabalar,

    Bir süre ortalarda olmayışımın bir nedeninin de iki minik seyahat olduğunu bir önceki yazıda belirtmiştim. Bunlardan ilki 19-22 Mayıs tarihlerinde İstanbul idi. Asla bir gurmelik ya da seyahat rehberliği iddiam yok, ama düşündüm ki madem her ay ne yaptım içeriğinin Mayıs ve Haziranda azalmasının bir sebebi de seyahat etmek, öyle ise iki minik seyahat yazısı neden olmasın ki. Bu yazıda İstanbul'da 4 gün neler yaptım kısaca bahsedeceğim. Belki bir sonraki İstanbul ziyaretiniz için fikir olur. Bir de 2 günlük Kapadokya seyahatim üzerine de yazı gelecek umarım kısa zamanda.

    Öncelikle konaklamamı Sarnıç Butik Otel'de yaptım. Bu ikinci kez tercih edişim, Caferağa gibi çok merkezi bir konumda bulunması, otantik bir tarzı, cana yakın çalışanları ve olanakları ile beni her seferinde memnun eden oda kahvaltı bir otel. Genelde Kadıköy merkezli konaklama tercih ettiğim ve kahvaltı dışında otelde yemek yemeyi tercih etmediğim için gayet yeterli buluyorum. Kahvaltıları lezzetli, çeşitlilik yeterli. Ayrıca bu konaklamamda fırsatım olmasa da meyhanesi ile de oldukça meşhur bir otel.

    Hâli ile Caferağa'da konaklayınca sık sık Kadıköy ve Moda Sahil'de oturup denizle haşır neşir vakitler geçirdim (İç Anadolu'dan İstanbul'a gelmek işte 🙊). Starbucks, EspressoLab ya da benim yerel favorilerimden Coffy kahvesi ile saatlerce deniz kenarında oturmak bile benim için İstanbul'u sevme sebebi. Her gittiğimde Gerekli Şeyler'i gezip çizgi roman dünyasına dalmak da bence tavsiye edilesi bir aktivite.

    

    Akşamüstüne doğru güzel bir kruvasan - kahve ikilisi için Lil Bake'e gittim ve bademli kruvasanına aşık oldum.


    İlk gün akşamı otelden fazla uzaklaşmadan bir bara gitmek istediğim için tercih (elbette müzikleri de büyük bir faktördü) RocknRolla Kadıköy oldu. Ortam, fiyatlar, atıştırmalıklar ve kokteyller vs. ile beni memnun eden bir tercihti.


    

    İkinci gün ilk durağım Beyoğlu sokakları, Galata tarafları oldu. Türk kahvemi farklı yıllardan kalma tarihi fincanlar ile servis eden, antik bir konsepti ve ayrıca kaymaklı un helvası ile de meşhur olan Velvet Cafe'de içmeyi tercih etti. Tatlı bir ambiyansı vardı, yiyip içtiklerim de beni memnun etti.



    Kahvemi içtikten sonra Galata Kulesine yakından tanık olma amacı ile Anemon Otel'in roofu olan Firuzende Restaurant'a geçtim. Galata'ya karşı bir kadeh şarap içtim. Manzaram mükemmel olsa da fiyatlar elbette beni bir miktar üzdü.


    Günün ilerleyen saatlerinde Beşiktaş tarafına geçip Akali'de küçük bir burger yedim (ki San Sebastian'a da yer kalsın) ve en büyük aşkım B Blok Bakery'de San Sebastian cheesecake - kahve keyfi yaptım.



    İkinci günün kapanışını ise bir arkadaşım ile Çengelköy Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi'nde çay içip manzaraya aşık olarak yaptık.


    Üçüncü günü Caddebostan Sahili yürüyüşüne ayırdım. Cafe Nero'dan aldığım kahve ile başlayan yürüyüş yer yer Belturlarda verdiğim molalar ile devam etti. Ve keşke her gün burada yürüyüş yapabilsem dilekleri ile son buldu. Akabinde Bağdat Caddesi tarafına geçsem de kalabalıktan sıkılmam ve mağaza gezmeye pek de bayılmamam nedeni ile turlama kısa sürdü.


    Son günümde bir Karaköy turu yaptım ve Karaköy Vapur İskelesi'nde yer alan İstanbul Kitapçısında dolaştım. Cafe hizmeti de alınabilen güzel bir konsept.

    Muazzam manzaralı Karaköy EspressoLab'ı her zamanki gibi es geçmedim.


    Son gün kapanışını ise havaalanına geçmeden canım Moda ile yapmak istedim ve Asuman'ın Çikolata Dükkanı'na gittim. Ve kötü haber, Kayseri Chocolabs kadar memnun edemedi beni. Ama masalara koydukları çikolata kolonyasına aşık oldum ve bir adet satın alıp geldim.



    Sizler İstanbul'la ilgili ne düşünüyorsunuz bilmem ama benim için yeri çok farklı oldu her zaman. Uzun bir süre yaşamayı en çok istediğim şehirdi, ama şimdiki ben bunu pek istemiyor galiba. O yoğunluğa dayanamayabilirmişim gibi geliyor artık. Onun yerine yılda bir iki kez birkaç günlük tatil amaçlı İstanbul daha cazip. Bir sorumluluk ya da yetişilmesi gereken bir yer yokken, sadece gezmek dolaşmak için rüya gibi. Fakat yaş ilerledikçe orada uzun vadede yaşama arzum yok oldu gibi. Tabi bunda mevcut gelirim ile İstanbul'da yaşamanın imkansız olmasının da etkisi olabilir gibi...

    Bu yazıda kısaca orada ne yaptım ne yedim içtim belirttim. Elimden geldiğince artı ve eksileri ile. Eğer İstanbul'a yolunuz düşer ve benzer anılar biriktirir isek fikirlerinizi öğrenmek isterim 🍀 İyi geceler herkese 🌸

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER