NİSAN AYINDA NELER YAPTIM?

NİSAN 2022 


NELER İZLEDİM?

  • Uysallar:  Onur Saylak & Hakan Günday ikilisine Şahsiyet ile ayılıp bayılan bir insan olarak dört gözle beklediğim mini diziyi koşarak iki günde izledim elbette. Netflixte yayınlanan 8 bölümlük bu dizide İstanbul'u nasıl bu hâle getirdik, büyürken neleri kaybettik, gençlere ne kadar yanlış davranıyoruz, dışarıdan mükemmel gözüken ama içi boşalmış aile kavramı, kadına şiddet sorunu, muazzam bir beyaz yaka eleştirisi ve çok daha fazlasını görüyoruz. Bu kadar çok konunun işlenmesi eleştiri alsa da sevdiğim ikilinin her olaya bakışını yapımda görmek beni açıkçası mutlu etti. Muazzam oyunculuklar (Haluk Bilginer, Uğur Yücel, Öner Erkan, Songül Öden vd) ve akıcı hikâye ile kesinlikle şans verilmeli. Keşke İstanbul'da olup deneyim evine gidebilse idim dedirtti.


  •  Yakamoz S-245: Dünyanın sonu temalı film ve dizileri izlemeyi severim, ama bu dizi senaryosu ile gerçekten daha fazla dikkatimi çeldi. Yönetmenliğini Tolga Karaçelik (Kelebekler, Sarmaşık, Gişe Memuru gibi birçok filmine hayran olduğum insan) ve Umut Aral'ın üstlendiği, çok çok sevdiğim Ertan Saban ile birlikte Kıvanç Tatlıtuğ, Özge Özpirinçci, Meriç Aral, Ecem Çeşmioğlu gibi kaliteli oyunculukların yer aldığı bu yapım ilk sezon olarak Netflixte yer alıyor. Merakta bırakan 7. bölümle birlikte acaba 2. sezonda ne olacak sorusu ile bekliyoruz. Yaşamak için insanların neleri feda edebileceği, gücü ele geçiren insanların dönüşümü, zorluklar karşısında insanların yaşadığı değişimler, değer olgusunun göreceliliği gibi ince nüansları yakaladığım bu dizi beni yakaladı diyebilirim.


  •  Morbius: Birçok yazıda belirttiğim üzere Marvel eksiklerim çokça mevcut. Ancak yeni karakter filmlerine zaafım var. Morbius da Spiderman evreninin beklenen vampir adamı. Hikâye sürükleyici ve elbette de Jared Leto yine perdede devleşen bir oyunculuk sergiliyor. Devam filmlerini beklemedeyim. Ve ufak bir soru, benim ilgimi çeken tüm kahramanların neden yarasa ile bir bağlantısı oluyor acaba? (Batman 💞 ben)


  •  Doctor Strange: Yine yeni tamamladığım bir Marvel eksiğim. Morbius'u sinemada izlerken 2. filmin fragmanını görüp "ne çoklu evren mi" hevesi ile eve gelip koşarak ilk filmi izledim. Astral, ruh beden ayrımı, çoklu evren, zamanın göreceliliği gibi konularla beni kendine çekmesi bir yana elbette Benedict Cumberbatch izlemek benim için her zaman muazzam bir keyif. Mayıs yazısında Doctor Strange In The Multiverse of Madness yorumunda tekrar buluşalım 💖

 

  •  Fantastic Beasts: The Secrets of Dumbledore: Wizarding World hayranları burada mııı? Çıkar çıkmaz sinemaya koştum, hemen dozumu aldım. İlk söyleyeceğim canımız Jude Law'ımız yetmez gibi bir de Mads Mikkelsen'imizi Grindelwald olarak izlemek bana görsel şölen yaşattı. Johnny Depp'in eksikliğini hissetmedim açıkçası ve ne kadar Depp çok sevdiğim bir oyuncu olsa da gönlümün Grindelwald'ı belli ki Mads imiş. Hikâyenin derinleştiğini görmek güzel, tam bir Dumbledore ile Grindelwald şovu olan filmde diğer karakterler arka planda kalmış, ama inanın beni hiç rahatsız etmedi, o ikiliyi sonsuza kadar izleyebilirim 💕 


 

  • Cebimdeki Yabancı: Netflixe gelince Serra Yılmaz yönetmenliğindeki bu film oyuncuları (Çağlar Çorumlu, Serkan Altunorak, Belçim Bilgin, Şebnem Bozoklu, Buğra Gülsoy vd) ile de ilgimi çekti ve boş bir gece vaktinde açtım. Eğer telefonumuza gelen her bildirimi birbirimiz ile paylaşsa idik hayatımız nasıl olurdu ile bizi yüzleştiren film aslında İtalyan yapımı Perfetti Sconosciuti'nin uyarlaması. Henüz o filmi izleme fırsatım olmadığı için bir kıyas yapamıyorum maalesef. Film muazzam bir sanat eseri değil kanaatimce, ama bir boş vakitte tatlı bir seyir keyfi veriyor. İlişki, evlilik, arkadaşlık, eşcinselliğe bakış eleştirileri hoşuma gitti.

 

  •  V for Vandetta: "Remember, remember, the fifth of November"  Açıklama yapılacak bir durum yok, dozumuzu bu ay almamız gerekiyordu, aldık. 💞


 HANGİ ETKİNLİKLERE KATILDIM?

  • Burda Olan Burda Kalır: Can Yılmaz ve Zafer Algöz'ü 15 Nisan'da Kayseri'de izleme şansına eriştim. Aşırı eğlendim ve kulislerinde ziyaret etmemize izin verme nezaketinde bulundukları, bu sayede az da olsa sohbet edebildiğimiz için minnettarım. Yılların birikimi ve tecrübesi ile bu iki muazzam adamda hikâye bitmez, fırsatı yakalarsanız gösteriye katılın derim.


 

  •  Josef Bieder'ın Yıldızının Parladığı An (Aksesuvarcı): İstanbul Devlet Tiyatrosunun 2 perdeden oluşan bu oyununu 28 Nisan'da Kayseri Devlet Tiyatrosunda izledim. Sahneye konuluşu ile dikkati celbeden oyunda esasen tiyatro, oyuncular ve perde arkası teknik ekip eleştirileri beni oldukça çekti. İzlemenizi tavsiye edeceğim oyunlardan. Murat Karasu'ya oyunculuğu için teşekkür sunmalıyım.


 NELER OKUDUM?

  • Nihan Kaya - Kırgınlık: Nihan Kaya'yı Twitter kanalı ile takip etmeme rağmen okuma fırsatım olmamıştı, bu kitap beni kalemi ile tanıştırdı. Kendine özgü üslubu, kitapta özellikle kadın karakterlerin sunumu, ortak kırgınlıklar ile beni etkileyen bir kitap oldu. Bu bir roman mı yoksa hikâye kitabı mı ikileminde kalsak da sonunda yazarın bunun neden bir roman olduğunu çok güzel bir şekilde açıklaması üzerine emin olduğumuz güzel bir roman bu.

"Şöyle bir durayım, soluklanayım, kendime geleyim dedim. Dedim, ama kendimi yerinde bulamadım. Duramadım, soluklanamadım."

"Çünkü insan geçmişidir. İnsan içinde kökleriyle yaşar. Dünyayı onlarla yürür. (...) Kendisine gelecek kurarak geçmişini unutabileceğini sanıyor. Siz. Geçmişinizin bir sonucu değil misiniz siz? Herkes öyledir."

"Ama hep devam ettim. Dünyanın içinde başka bir dünya bulmuşuz gibi sıralanıp yürüdüğümüz yolların adım adım içinden geçtim."


 

  •  Alejandro Zambra - Okumamak: Sevgili yazar benim romanlarını oldukça beğendiğim birisi idi, yeni yayınlanan bu kitabı ise yazarın edebiyata dair yazdığı gazete yazıları ve denemelerinin bir derlemesi. Ve bu kitabı okuyunca romanlarına bayıldığım yazarın edebiyata ve hayata bakışına da hayran oldum. Latin Amerika edebiyatı, Şili, zorunlu okumalar, kütüphaneler, fotokopi, yazmak gibi ilgimi çeken bir sürü konunun da sonucu olarak bir çırpıda okudum. Sayesinde yeni yazarlar da keşfettim, minnettarım.

"Bize okumayı böyle öğrettiler: döve döve. Hâlâ öğretmenlerin bizi kitaplarla büyülemeyi değil, kitaplardan caydırmayı, sonsuza dek uzaklaştırmayı istediğini düşünürüm. Okumanın hazzı üzerine konuşmak için hiç çene yormadılar, belki de bu hazzı çoktan yitirdikleri ya da kim bilir, gerçekte bu hazzı hiç tatmadıkları için: İyi öğretmenler olduklarına inanılıyordu fakat o zamanlar iyi olmak demek ders kitaplarında yazanlardan biraz fazlasını bilmeye eşdeğerdi."

"Yazmak o yüze düşen ışığı doğal bir keskinlikle kayda geçirmektir. Fakat bu, yüzün hikâyesi değil, o yüze bakan gözün hikâyesi."

"Görünen ben asla yalnız değildir, her zaman kendini tasvir etmekten çok diğerlerini anlatmak ister." 

 


  • Alejandro Zambra - Ağaçların Özel Hayatı: Okumamak kitabı sonrası, yine o tadı bir kez alınca Zambra okumaya devam etme ihtiyacım hasıl oldu ve onu ilk tanıdığım romanı Ağaçların Özel Hayatı'nı tekrar okudum. Bu kitap Veronica dönene ya da Julian onun dönmeyeceğine inanana kadar devam ediyor der Zambra. Kendine has nefis üslubu ile beni ters köşe yapmıştı. İlişkilere ve karakterlerin iç dünyasına bakışına hayranım tek kelime ile. Bu romanda da incelikle eş, eski eş, çocuk ekseninde kurduğu örgü çok başarılı.

"Bazen Fernando, Daniela'nın hayatında bir leke oluyor ama kim arada sırada birinin hayatında bir leke olmaz ki."

"Hayat şimdilik çözülmüş bir mesele."

 "Sırf bir tartışmaya girme fikri bile içinde derin bir bıkkınlık uyandırıyordu. Julian bu aşkı canlandırmak istemiyordu, Karla'ya duyduğu aşktan uzun zaman önce vazgeçmişti. Ona aşık olmaya başlamadan bir saniye önce ona aşık olmaktan vazgeçmişti."

"Hayat, canlı ve keskin renklerle şipşak bir geçmişin kurulduğu kocaman bir albüm."

 

  •  Alejandro Zambra - Bonzai: Ve Nisanın son okuması da Zambra'nın filme de uyarlandığı için en meşhur romanı olan Bonzai oldu. Bu kitabı 2015 yılında okumuştum, ikinci okumam daha derin hisler bıraktı. Filmi henüz izleyemedim ama izleyip analizini yapmak aklımda. Julio ve Emilia'nın aşkı mı desem ilişkisi mi kararsızlığında kaldığım bir tema içerisinde ilerliyoruz romanda. Yalnızca 73 sayfa olması nedeni ile "bu bir roman değil" eleştirileri alsa da bu kitap kesinlikle Zambra'nın en güçlü romanlarından biri. Zambra'nın ağaçlarla, özellikle bonzailerle kurduğu metinleri sanırım bir metafor olarak beni fazlası ile cezbediyor.

"Sonunda Emilia ölüyor, Julio ise ölmüyor. Gerisi edebiyat."

"Emilia ve Julio'nun hikâyesinde nereden baksanız yalanlardan çok boşluklar vardı, boşluklar gerçeklerden daha azdı, hani şu tatsız ve mutlak gerçeklerden."

"Ancak hayatını değiştirecek ve mahvedecek birine rastladığında hayatın bir anlamı olur." 

 


YENİ MÜZİK RADARIM

  • Doğan Duru:  Bol bol Doğan Duru dinlediğim bir ay. Mühürlendim, Polisi Aramayın, Ucubelerin Çağı, Öyle Biri günlerdir defalarca dinlediğim şarkılar. 
  • Gökhan Türkmen: Sevgili Türkmen'in bazı şarkılarına sararım ben ki Mahşer onlardan biri oldu.
  • Madrigal: Elbette Geçme Artık Sokağımdan radarımdan kaçmadı.
  • Mine Özgüle: Bazı şarkılarına hayran olduğum Özgüle'nin Kayboldum da oldukça başarılı.
  • Nova Norda: Bu ay bizi ZORBA ve Peşindeyim Kendimin gibi iki güzel şarkı ile kavuşturdu.
  • Ezhel: Bengi Apak'ın da dediği gibi Ezhel bir şarkı çıkardı mı bizim için o gün müzik aleminde başka hiçbir şeyin önemi yoktur. Daima efsane bir parça olmuş yine.
  • Evdeki Saat: Benim kendilerine sempatim tartışmaya kapalı ve uzunca bir süre Sustum dinleyeceğim belli ki. Sözler bu kadar etkileyici iken beni aynı zamanda nasıl dans ettiriyorlar yıllardır çözemedim bu durumu 💗
  • Cem Adrian & Emir Can İğrek: Son zamanlarda dinlediğim en kaliteli düetlerden biri Bana Unutmayı Anlat.
  • Can Gox: Bile Bile de girip çıkıp dinlediğim şarkılardan biri oldu.
  • Lalalar: Mayısta albümlerini dört gözle beklediğim cağnım grubumun Yamyam şarkısı tam onların tarzı bir şarkı.
  • Yüzyüzeyken Konuşuruz: Gençliğimi Geri Ver hepimizin ihtiyacı olan o kamçı gibi şarkı.
  • Mabel Matiz: Canımın içi Mabel'in Kavşaklar bu ayki favorilerim arasında. "Bulunur kalplere kavşaklar / Ama önce şu yavşaklar sussun, sussun"
  • Can Bonomo: Bonomo'nun Gazapistan ben gibi şarkılardan biri ve aşırı tatlı. Bonomo'yu özellikle bahar ve yaz aylarında dinlemeye zaten bayılırım, çok çok iyi geldi. "Hayaller İstanbul, hâllerim Gazapistan"
KEYİFLİ BİR MAYIS AYININ BİZİMLE OLMASI DİLEĞİM İLE...

MUTLU BAYRAMLAR...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER