Mevcut Hissiyat
Biraz tatsız bir ruhsal durumdayım. Elimdekilerle mutlu olabilmem için kendimle baş başa kalmalıymışım hissini atamıyorum. Yalnız kalmak değil bahsettiğim şey tam olarak. Ama sorumluluklar, iletişimde olmak zorunda olunan o kadar insan derken bunca sesin arasında bazen kendi sesimi duymakta zorlanıyorum.
Kendimi mutlu edebilmeyi öğrendim ama dediğim gibi kendimle baş başa iken. Bazen çevremdeki birçok kişi yorgunluk olarak dönüyor bana. İhtiyacım olan şey sahile yakın küçük bir ev, internete erişimi yalnızca dizi film izlemek için kullanmak, bol bol okumak, müzik dinlemek ve ufacık bir bahçede ufak tefek şeyler ekip dikmekmiş gibi hissediyorum. Erken yaşta emeklilik hayalleri ha? Bunu konuştuğum bazı arkadaşlarım böyle bir hayattan çabuk sıkılacağımı, koşarak işe ve şehre dönmek isteyeceğimi iddia ediyor. Ama keşke hangimiz haklı çıkacak en azından onu deneme şansım olsa...
Yıllarca beni motive eden şey başarı, kariyer sanıyordum. Ama elde edince görüyorum ki daha da fazlasını isteyerek motive olamıyorum artık. Daha minimal ama kendimle daha baş başa ve daha az sorumluluk ile daha çok sanat içeren bir hayat istediğimi fark etmek bana da büyük bir sürpriz oldu. Kendime yetecek bir maddi olanak yakaladığım anda bu hayaldeki yaşamı en azından tecrübe etmek isterim.
Yaş ilerledikçe hedefler, motivasyonlar mı değişiyor acaba? Yoksa en başından beri ruhun ve aklın istediğini biz yaş aldıkça mı fark ediyoruz? Henüz yanıtı bulamadım, bir gün bulursam paylaşacağım söz.
Yorumlar
Yorum Gönder