ŞUBAT AYIM 🌿
İzlediklerim
- Gibi 2. Sezon Yayımlanan Bölümler: Gibi tutkumu beni tanıyan ya da az buçuk sosyal medyadan takip eden herkes bilir. Elbette 2. sezonun her hafta gelen bölümlerini koşarak izliyorum. Feyyaz Yiğit'in büyük hayranı olmam, bayıldığım düzeyde absürtlük, durum komedisi, Türkiye gerçekleri, bir şeyleri göze sokmadan olduğu gibi anlatmak vs vs burada sayfalarca Gibi övebilirim. Türkiye'de yapılan en sağlam işlerden, tereddütsüz tavsiye.
- Disenchantment 4. Sezon: Buraya ilk 3 sezona ilişkin bir yazı paylaşmıştım, tabi ki gelir gelmez 4. sezonu da kısacık bir sürede hunharca tükettim. Benim aykırı prensesim Bean'in bu sezon hikayeleri de enfes, belki bu sezona da ayrı yazı hazırlayabilirim. Ama bu yazı için kısaca şunu söyleyebilirim ki çok daha derinlere inilen bir sezon olmuş, hikayenin katmanlaşması beni sevindirdi. Elbette bu sezon da tavsiye.
- İki Şafak Arasında-2021: Yönetmen Selman Nacar'ın ilk uzun metrajlı filmi. Film teknik yönden çok başarılı, Mubi'de Emin Alper röportajı ile birlikte izlenince yönetmenin neyi neden tercih ettiği daha açık anlaşılıyor ve kuşkusuz amaçladığı her şeyde başarıya ulaşmış. Filmde hukuki unsurların çok güzel ele alınması dikkatimi çekmişti ki röportajda öğrendiğimiz üzere meğer yönetmen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu imiş. Özellikle beni etkileyen bir konu seçimi olan, bir iş kazası ekseninde ilerleyen filmde her şey rahatsız edici ölçüde gerçekçi idi. Ki yönetmen de rahatsız olmamızı istiyor net bir şekilde. Dışarıdan bir göz gibi takip ettiğimiz film beni etkiledi, özellikle hukukçulara net bir şekilde tavsiyedir.
- Portrait de la jeune fille en feu (Alev Almış Bir Kızın Portresi)-2019: İzlemekte biraz geç kaldığım bir film. Ama yönetmenin yine bu ay izlediğim bir diğer filmi de Mubi'ye gelince arka arkaya izledim. Céline Sciamma enteresan bir yönetmen. Filmleri çok sakin bir şekilde akıyor ama çok çarpıcı detayları yerleştiriyor. Temposu hızlanmayan ama sıkmayan bir film tarzı. Bir dönem filmi, etkileyici bir aşk hikayesi anlatılıyor. Filmin bazı replikleri beni etkiledi, teknik açıdan da başarılı bir film ama konu seçimi beni o kadar da kendine çekemedi. Yönetmenin 2021 yapımı filmini daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Ama popülaritesini düşününce her ne kadar beni sarsmasa da elbette izlemekte fayda var.
- Petite Maman (Küçük Anne)-2021: Yukarıda bahsettiğimiz Alev Almış Bir Kızın Portresi'nin yönetmeni Céline Sciamma'nın bu filminde yas ve anne-kız ilişkisi filmin ana ekseni. Küçük bir kızın gözünden anneannesinin ölümü sonrası yas süreci ve annesi ile kendisi ve de anneannesi ve annesi üzerinden anne-kız ilişkisini izlediğimiz film yine oldukça sakin ilerliyor ama vermek istediği mesajları çok net veriyor. Yönetmenin bu filmini daha çok beğendim ve sanırım daha içtenlikle tavsiye edebilirim.
Okuduklarım
- Aşırı Seven Kadınlar-Robin Norwood: Birkaç ısrarlı tavsiye üzerine başladığım, önyargılı olduğum ve ne yazık ki haklı çıktığım, sırf başladığım için bitirdiğim kitap. Blogda neden sevmediğime ve az da olsa sevdiğim yönlerine dair bir yazı olduğu için burada tekrara düşmeyeceğim ama tavsiye ettiğim bir kitap değil.
- Fink-Murat Menteş: Canımın içi Murat Menteş'in son kitabı. Sık sık kitap çıkarmıyor diye her Murat Menteş kitabını biraz bekletir sonra dayanamaz okurum, ama buna fazla dayanamadan hemen okudum. Yazarın hayranı eski model Göksenin'in (Goku Sky'ın) ilginç hikayesini Murat Menteş kalemi ile okuduğumuz yine muazzam bir roman. Yaşananlar gerçek mi diye kendimi sık sık sorgularken buldum, zira Göksenin ancak bir Murat Menteş romanı karakterinin yaşayabileceği bir hayatı yaşamış. Murat Menteş'in tüm kitapları gibi Fink de kuşkusuz tavsiye. Ne olur hemen yeni kitap yazın sevgili Menteş.
- Korkma Ben Varım-Murat Menteş: E Fink'i okuyunca, Murat Menteş okuma tadını bir kez daha alınca devam etmek istedim. Fink'te de yer yer atıf yapılınca dedim ki yıllar sonra Korkma Ben Varım'ı tekrar okuma vaktidir. Neredeyse her sayfasında altı çizili birkaç cümle bulunan bu romanın yeri bende başkadır. Elimde İletişim Yayınları baskısı olan kitabın bence Alfa Yayınları baskısı daha ilgi çekici gözüküyor. Tipik bir Murat Menteş romanı olarak tekrar okumak aşırı keyif verdi, elbet tavsiyemdir.
- Korkuyu Beklerken-Oğuz Atay: Tiyatroya gitmeden bir hatırlatma okuması yaptım ve Oğuz Atay'ın öykülerinin de en az romanları kadar sağlam ve etkileyici olduğunu hatırladım. Blogda hem kitap hem tiyatro üzerinden bir yazı bulunduğundan kısaca tavsiye etmekle yetiniyorum.
Herkese keyifli pazarlar ve güzel bir Mart ayı diliyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder