KORKUYU BEKLERKEN

    Bugün daha farklı bir konseptte pazar yazısı kaleme alacağım, keyifli bir durum benim için. Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken öyküsünü tiyatro sahnesinde izledim ve bunun üzerine birkaç kelam edeceğim.

    Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken kitabında toplamda 8 adet öykü yer almakta. Bu öykülerden üçüncüsü kitap ile aynı adı taşıyan "Korkuyu Beklerken". Diğer öyküler de kuşkusuz benim hayranlıkla okuduğum eserler. Ama Korkuyu Beklerken öyküsü oldukça farklı gerçekten. İnsanlardan hem ruhen hem de bedenen oldukça uzaklarda yaşayan, korku dolu bir adamın gelen bir mektup ile hayatının hepten alt üst olması ana teması. 

     Korkuyu Beklerken yönetmen Doğukan Uludağ tarafından sahneye konulmuş, oyuncu da kendisi aynı zamanda. 18 Şubatta Kayseri'de 100. sahnelenmesine tanık olmak çok güzeldi. Öykü çok keskin duygu geçişleri barındırıyor ve Doğukan Bey bunun hakkını ziyadesi ile verdi. Öyküyü okurken (tiyatro öncesi hatırlatma okuması da yapmıştım) hep daha karamsar bir havaya büründüğümü söyleyebilirim, oysa Doğukan Bey oyunda Oğuz Atay ironisini, mizahı daha çok ön plana çıkarmış. Ancak bu beni rahatsız etmedi, oldukça eğlendim. Öykünün çok güzel yansıtılması yanında öykü metni dışında güncel olaylara ilişkin yer yer kendisinin eklediği mizahi unsurlar da oldukça başarılı idi.

    Toparlayacak olursak büyük bir merak ve açıkçası Oğuz Atay'a olan büyük sevgim ile Korkuyu Beklerken'in bendeki yerini düşününce biraz da tereddütle gittiğim oyundan büyük bir keyif alarak ayrıldım. Doğukan Bey'e ve ekibe büyük teşekkürler buradan tekrar. İyi ki tiyatro var. Yazıya yine öyküden çok sevdiğim bazı alıntılar ile son vereceğim, keyifli pazarlar 🍀;

"Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor."

"Günler geçtikçe, sadece kötü hatıralar artıyor."

"Yalnız yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır."

"Acaba iyi bir şey olacak mı? Hayır, dedim kendime. İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz."

"Onlar ya da ben, yenilgiye uğruyorduk. Kimin kaybettiği pek belli değildi. Çatışma açıkça olmuyordu."

"Ben bir şeyin taklidiydim; fakat, aslımı bile doğru dürüst öğrenememiştim."

"Gösterişten ibarettim."

"Neden her şeyi, tam istemediğim sırada veriyorsunuz bana? Neden bu kadar bekletiyorsunuz? Neden bir şeyi elde etmenin anlamı kalmayıncaya kadar, onu vermemekte inat ediyorsunuz?"

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER