KABULLENMEYE ÇALIŞTIĞIM ŞEYLER

    Yaşadıkça bazı durumları anlamak zorunda kalıyoruz. Bu bir seçim değil. Anlamadıkça hayat başka başka şekillerde koyuyor önümüze ve sonucunda kabul etmemiz gerektiğinin farkına bir yerden sonra varıyoruz. Benim de var bazı kabul etmeye çalıştığım şeyler.

    İlki insan ilişkilerinde "hak etmek" gibi bir kavram olmayışı. Kabullenmekte çok zorlandığım ama kabullenmeye çok yaklaştığım bir durum bu. Yıllardır her türlü insan ilişkisinde "ben bunu hak etmedim ki" diye çıldırma noktasına geldiğim çok oldu. Ama hak etmek diye bir şey yok. İyi davrandığımız kimse bizi sevmek zorunda değil. Kimse bize bir şey borçlu değil. Biz çokça iyi şey yapsak dahi borçlu değil. Birine nasıl davranmak istediğimiz bizim tercihimiz, kimse bize bir karşılığını vermek zorunda değil. Ya bunu kabul ederek davranırız ya da davranmayı bırakırız. Ama kimse bize hiçbir şey borçlu değil, zorunda değil, hak ettiğimiz bir şey yok.

    Bir diğeri her şeyi eninde sonunda akışına bırakmamız gerektiği. Zorlayarak hiçbir şey elde edemeyiz. Elinden geleni yapmak başka, zorlamak çok başka. Yapman gerektiğine inandığın noktanın tespiti çok önemli. Bu noktayı yanlış seçtiğinde ittiriyorsun bir şeyleri, birilerini. Ve şu hayatta hiçbir şey zorlayarak olmuyor. Çok tecrübe etmişizdir ittirip durduğumuz şeyin pes edip bıraktığımız anda kolayca olduğunu. Her şey olacağına varır, olması gerekiyorsa olur ve gerçekten her şey olması gerektiği gibi.

    Son olarak aklımda uzun zamandır dolanıp duran şey alma verme dengesi. Bu dengeyi bozduğumuz her ilişki de gözlerimiz önünde çürüyor. İster aşk, ister arkadaşlık, ister aile; nerede alma verme dengesi bozuldu ise orada sorunlar başlar. Hiç kimseye almadığımızdan fazlasını vermemeli, verdiğimizden fazlasını almamalıyız. Bunu karşıdakine mesaj vermek için dahi yapmamalıyız, çünkü başa dönecek olursa kimse bize bir şey borçlanmaz, istemedikçe kimseyi değiştiremeyiz. İnsanları olduğu gibi kabul etmek çok zor belki, ama var olan ilişkiyi daha fazla vererek bozmaktan daha kolay olmalı. Fazla aldığım pek ilişki tipi olmadı hayatımda. Ama çok vererek bozduğum sayısız.

    Olması gerekeni kendi hâline bırakabildiğimiz, her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu, kimseden duygusal olarak bir şey hak edemeyeceğimizi, kimseyi o istemedikçe değiştiremeyeceğimizi, herkese nasıl davranacağımız bizim elimizde iken karşılığını kestiremeyeceğimizi, bu sebeple yalnızca kabullenerek yolumuzu çizmemiz gerektiğini, hiçbir şeyi zorlamadan akışta kalmamız gerektiğini anladığımız bir hayat diliyorum hepimize. Evet biliyorum, bazıları çok zor, ama kabullenmemiz gereken şeyler var.

    Bu yazıyı hazırlarken dinlediğim muazzam albümü size de bırakmak istedim: 

Birkan Nasuhoğlu- Yuvaya Yolculuk (Spotify linki 

Keyifli pazarlar...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER