Jason Hickel - Çoğu Zarar Azı Karar, Dünyayı Küçülme Kurtaracak

 


    Kitabın can alıcı girişi ile "Yeryüzünün lanetlilerine"...

   Merhabalar! Bir hafta sonu kitap incelemesi ile geldim. Yakın zamanda tamamladığım ve beni sunduğu yeni dünya düzeni ile etkilemiş bir kitaptan bahsedeceğim. Metis Yayınları kitabın yayınlanacağını duyurduğundan itibaren geri sayım yaptım vee çıkar çıkmaz temin ettim. Peki beni bu kitaba bu kadar çeken ne idi? Son zamanlarda hayatımda küçülmeye gitmeye karar vermiştim, fazla tüketimimi azaltmak, daha minimal bir hayat yaşamak gibi düşüncelerim vardı. Ve tam da böyle bir dönemde iken kitabın yayımlanacağını öğrendim. Kitap tabi ki daha makro düzeyde, dünya ölçeğinde olaya yaklaşıyor fakat ben kendi mikro hayatım için de çıkarımlarda bulunabilirim belki düşüncesi ile yaklaştım. Minimalleşme çabam sürüyor bu arada, kolay olmuyor açıkçası, kapitalist sistemin bize ihtiyaç olarak dayattığı şeylerin gerçekten ne kadar önem arz ettiğini kabul etmek en zor aşama özellikle. Kendimi yıpratarak her şeyde küçülmeye gitmelisin gibi bir dayatma benimsememe kararı aldım en sonunda, elimden geleni yapmam hem kendi hayatım hem de çevre için şu an yapabileceğim en iyi şey sonuçta. Belki bir gün biraz da küçülme / minimalleşme üzerine daha geniş bir sohbet yapabiliriz.

    Kitaba gelecek olursak ben koşarak temin ettiğim için elimdeki baskı elbette Kasım 2021, 1. Baskı. Kitabımız küçülme üzerine çevreci yaklaşımın sert bir önsözü ile başlıyor. Akabinde yazar giriş bölümünde bize antroposeni tanıtıyor, yaşadığımız ekosistemi nasıl mahvettiğimize dair acı bir tablo çiziyor fakat bu kitabın bir kıyamet kitabı değil, aksine alınabilecek önlemler ile umuda götüren bir kitap olduğunu da belirtiyor. Gidişatımızın 6. kitlesel yok oluşa doğru olduğunu belirtirken bunun ilk kez doğal sebeplerle değil de insanların ekonomik faaliyetleri ile olacağının farkına varmamızı sağlıyor. Gayrisafi Yurtiçi Hasıla ölçeğinin peşine düşerek sürekli büyüme çabasının bizleri getirdiği nokta oldukça çarpıcı idi, çünkü yazar bu ölçeğin savaş sonrası ekonomiler için öngörülmüş, geçici, eksikleri bulunan, birçok ekonomik faaliyeti hariç tutan bir ölçek olarak günümüzde kullanılmasının ne kadar yanlış olduğunu çok net bir şekilde gözler önüne seriyor.

     1. Bölüm kapitalizme ayrılmış. 3 alt kısımdan oluşan ilk bölümde önce kapitalizmin nasıl yaratıldığı, sonrasında nasıl yükselttiği ve son olarak bizi getirdiği noktada teknolojinin bizi gerçekten kurtarıp kurtaramayacağı tartışılıyor. İlk dikkat çekici kısım kapitalizmin doğal bir süreç olmadığı, olması gereken ekonomik sistem olmadığı, aksine zorla yaratıldığını gözler önüne sermesi. Kapitalizmin sömürge ve çitleme faaliyetleri ile yapay bir şekilde yaratıldığı detaylı bilgilerle açıklanıyor. Doğanın yalnızca bir hammadde temin aracı olarak görülmesinin ekolojik yıkıma yol açtığı tespiti yapılırken insan emeğinin de yalnızca bir hammaddeden başka bir şey olarak görülmediğinin kırıcı bir şekilde farkına varıyoruz. Yaratılan kapitalizmin varlığını sürdürebilmek için demir yasasının "ne pahasına olursa olsun büyümek" olduğu vurgusu kitapta çok sık yapılıyor. Beni en çok etkileyen açıklamalardan biri de dünyada büyüme hırsı uğruna çevre tahribatını her ülkenin eşit yapmadığı vurgusu idi. Yazarın küresel kuzey olarak adlandırdığı büyük kapitalist ülkelerin yalnızca biri yine yazarın küresel güney olarak adlandırdığı yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin neredeyse tamamı kadar ekosistemi tüketmekte, yazar bunu bilimsel araştırma sonucuna dayanan istatistiklerle gözler önüne seriyor. Bu nedenle de en büyük önlemleri hâli hazırda büyük ekonomileri olan ülkelerin uygulaması gerektiği, eğer bu ülkeler gerekli önlemleri alırsa yoksul ve gelişmekte olan ülkeler kendilerine yetecek ölçüye gelene kadar büyüse dahi doğanın bunun tolere edebileceği belirtiliyor. Yazar son olarak 1. bölümün son kısmında teknolojiyi büyüme için değil, küçülme için kullanılır isek bize yardımcı olacağını, yoksa yıkıma devam edildikçe teknolojinin sandığı gibi bizi kurtaramayacağını açıklıyor.

    2. Bölümde daha iyi bir yaşam için nasıl küçülme yoluna gidileceğine yer veriyor. Yine bu bölüm de 3 alt kısımdan oluşmakta. Yazar bu bölümde çeşitli ülkeler üzerinden örnekler vererek kamu yatırımlarının artırılması ve özelleştirmenin azaltılması sonucunda daha az maliyet ve daha az ekolojik yıkım ile daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. Devletlerin pandemide özellikle ekonomi alanında aldığı önlemler göz önüne alındığında benzer önlemleri ekosistemimizin kurtulması için de gayet tabi alabileceği belirtiliyor. Sürekli büyümeden de gelişmenin mümkün olduğu açıklaması gayet tatmin edici. Ana sorunun eşitsizliği azaltmak ve gelir dağıtımını adil yapmak olduğu belirleniyor. Kitap özellikle bu bölümde benim sınıf kinimi tetikledi desem çok da yanlış olmaz sanırım. Yine yazar bu bölümde yukarıda açıklandığı üzere çarpık bir ölçüm aracı olan gayrisafi yurtiçi hasıla yerine gelişmeyi çevresel ve insani faktörleri de dikkate alarak ölçen başkaca araçlardan birinin benimsenmesi gerektiğini de açıklıyor. Büyümenin insanın refahı ve mutluluğu ile doğrudan ilişkili olmadığına dair istatistiklerin açıklandığı bendeki baskıda s. 190-195'teki açıklamalar kesinlikle dikkate değer.

    2. bölüm 5. kısımda kapitalizmin bizi daha çok tüketime sevk etmek için eşyaların ömrünün bilerek kısaltarak planlı eskitme yaptığı, reklamları ihtiyaç olmayan nesneleri de tüketmek üzerine kurguladığı, sürekli sahip olmamız gerektiğini vurgulayarak satın almadan ihtiyaç gidermek için kiralama yolunu kapattığı, gıda israfını tetiklediği, ekolojik yıkıma sebep olan sektörleri beslediği detaylı şekilde anlatılıyor. Yazarın sunduğu çözüm önerileri de gayet tatmin edici. Kendi mikro hayatlarımız için çıkarım yapabileceğimiz en güzel kısım burası idi kanaatimce.  

    Yazar sunduğu post-kapitalist dünyayı kurmanın kolay olmadığının elbette farkında. Ancak hangi aşamalarla başarılabileceği, bunun için sunduğu çözüm önerileri kendi hipotezi içerisinde oldukça tutarlı. Ancak kanaatim belirli ülkeler bazında çözümler bulunabilse de uluslararası düzeyde yazarın istediği noktaya gelebilmemizin oldukça zor olduğu yönünde. Devletlerin egemenlik anlayışını kapitalist sisteme dayandırma algısı kırılmadan ekolojik yıkımdan kurtulmamız pek mümkün değil. Ancak tüm dünyayı kaybedip topyekûn yok olmamak için bir şeyler yapmamız zaruri. Bu şekilde uzun süre devam etmemiz mümkün değil. Dünya çapında ekolojik yıkımı durdurup büyümeden de gelişebileceğimizin farkına varılması temennisi ile...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER