ALIŞMAK

    Bugün biraz "alışmak" üzerine düşündüm. Birine ya da birinin yokluğuna alışmak, bir duruma alışmak, yalnızlığa alışmak... Tanımı zor bir kavram alışmak, çünkü bana hep yavaş yavaş değil de bir anda alışıyormuşum gibi gelir. Sürecin kendisi bir ön hazırlıkmış da alışmak anlıkmış gibi. Hani bugün alışmamışsın, ama uyuyup uyanıp yarın alışmışsın gibi. Acı da zamanla azalmıyor bence, acıya bir zaman sonra alışılıyor daha çok.

    İnsanın nisyanla malul olduğu düşünülünce alışmak çok insani gibi, unutmak alışmak ile kesinlikle ilişkili. Ama bir bakıma da başımıza her ne gelirse gelsin bir süre sonra buna alışacağını bilmek de bir o kadar insanlık dışı gibi. Ne kadar önemli olduğu, ne kadar yaraladığı sadece alışacağın süreci belirliyor ama eninde sonunda alışıyorsun. Ve süreç ne kadar uzun olursa olsun alışacağını da içten içe çok iyi biliyorsun.

    Alışıp yola devam etmek gerekiyor galiba diye sonuca vardım ben en sonunda. Hayatta hep bir şekilde devam etmek gerekiyor da alışmak sanki bunun yalnızca bir aracı. Hep olması gereken bir şekilde oluyor ve biz bundan bir ders alıp devam etmek zorundaymışız gibi hissediyorum. O yüzden de başıma gelen her şeyden bir ders çıkarmaya çabalıyorum. Umarım öyledir, eğer gerçekten bir ders yoksa yahut olması gereken olmadı ise ya? Bu ihtimali düşünmek kurduğum tüm yapıyı yerle yeksan eder. O yüzden hâlâ başıma gelen iyi ya da kötü her şeyin olması gerektiği için olduğunu ve devam edebilmem için o derse ihtiyacım olduğunu düşünmek benim için daha rahatlatıcı.

     Bu yazıyı bir şarkı önerisi ile kapatayım o zaman, düşündüğüm şeyleri bir miktar içeren; Emir Can İğrek - Bıraktım Şaşırmayı ✨

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

I'm here, again

"Aile tüm kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yerdir"

İKİ FOTOĞRAF VE BİR YÜRÜYÜŞLE GELEN İLHAM, STOACI EĞİLİMLER